Ana Sayfa / Albümler / Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan Yalnız Gecelerinize Dost Olan Bir Albüm: Akustik Travma

Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan Yalnız Gecelerinize Dost Olan Bir Albüm: Akustik Travma

2011 senesinde 92 doğumlu şarkı yazarı Kaan Boşnak tarafınca akustik bir müzik projesi olarak çıkan Yüzyüzeyken Konuşuruz, parçalarının internette viral olmasıyla tanınmaya başlandı. Hemen sonra Boşnak’ın yanına gitarist Engin Sevik’in de katılımıyla grup statüsünü alan Yüzyüzeyken Konuşuruz, şu an ise bas gitarda Can Tunaboylu ve davulda Can Kalyoncu ile beraber artık ülkenin sayılı topluluklarından biri.

Grup, yer yer psychedelic anlamış olur da içeren indie-folk temalı ilk albümleri Evdekilere Merhaba (2013) yardımıyla çıkış yapmış oldu. En mühim özellikleri ise bu ülke için fazla orijinal olan şarkı sözleriydi. Ertesi yıl gelen ikinci kayıt Otoban Sıcağı’nda ise –bir çok yeni grubun sonraki albümlerinde yapmış olduğu şeklinde pop’a yönelmeyip- daha deneysel işlere giren topluluk, kemik kitlesini daha da genişletti.

Grup, üçüncü albümleri Akustik Travma (2018) ile kaydın başından sonuna kadar büyük yer kaplayan synth’lerle beraber daha elektronik bir yola giriyor. Aslen bu yol, Büyük Ev Ablukada’nın ilk başta Ay Şuram Ağrıyo adı altında akustik konserler verdikten sonrasında synth bazlı elektronik art-pop’a yönelen Fırtınayt projesine oldukça benzer bir evrim. Hedef kitlesi benzer olan bu iki grup, birbirlerini bu anlamda tamamlıyor şeklinde. Bunun haricinde, Yüzyüzeyken’in bu kaydının adına ilk başta kanıp daha slow bir albüm bekleyebilirsiniz; sadece “Akustik Travma” terimi, çoğu zaman yüksek desibel gürültüye maruz kalmayla oluşan bir çeşit iç kulak yaralanmasıymış.

Albümün öne çıkan parçalarına geçmeden ilkin şunu açıklayalım: Parçaların neredeyse tamamı, grubun 2017 çıkışlı hit single’ı Ne Farkeder’i çağrıştırıyor. Yoğun elektronik altyapılar ve önceki albümlerinde sıkça görülen lead gitar riff’lerini bir arada kullanan şarkı, Boşnak’ın eskiye bakılırsa de hafifçe arabeskimsi vokalleriyle kendine özgü bir tat yakalamıştı. Bu albümde ise bölüme bakılırsa bir tek gitar kullanımları azalıyor. Geri kalan unsurların bir çok benzer. Aslen gitarların etkin olması, Yüzyüzeyken’in müzik karakterinin mühim bir parçasıydı; sadece grup, kendi evrimlerine değişik yollardan devam ediyor. Bunun çok büyük örneklerinden kabul edilen Sandal, albümün en başarı göstermiş işlerinden biri: Synthpop’un etkilerinden biri olarak kaydın genelinde de olan o 90’ları çağrıştıran retro hava, bilhassa bu şarkıya oldukça yakışıyor. “Yollar aştım geldim. Kuyulara düştüm kendim. Tırmandım parmaklarımla. Kirlensin tırnaklarım da” nakaratıyla da parça oldukça ön plana çıkıyor.

Bodrum, grubun şarkı sözleri açısından ilk zamanlarını hatırlatan parçalardan biri: Daha ilkin bahsettiğimiz şeklinde, Yüzyüzeyken’i değişik kılan, o organik ve samimi şarkı sözlerinin ön planda tutulmasıydı. Böylece grup, kendi Feysbuk’unda da ifade etmiş olduğu suretiyle “şehirli bir lirik müzik grubu”ydu. Sadece bilhassa bu albümle, grubun artık 4 şahıs olmasının da getirisiyle, sözden oldukça bestelerin ön plana çıktığını görüyoruz. Bu parça ise “Şehre yeni geldim dün akşam. Kararım var rakıyı bırakcam. Yaramıyorsa içmicen başkan. Yamuluyorsan içmicen başkan.” şeklinde dizelerle, albümdeki öteki şarkı sözlerine bakılırsa daha akılda kalıcı bir yapıda.

Sözleriyle iz bırakan bir öteki parça olan 2013 ise Seyahat’ye merhaba çakarak o senenin birçoğumuz için unutulmaması icap ettiğini ifade ediyor: “Sanki çocuk 15’inde vurulmadı. Unutup gülebilelim” ve “Filler unuttu analar unutmadı. Fakat iyi mi unutabilir.” şeklinde sözlerle şarkı, direkt  kalplerimize kazınıyor.  Bunun haricinde, albümün açılışını icra eden Kadıköy Kızı, genel olarak bu kaydın özeti şeklinde: Altyapıları ve düzenlemesiyle, arkasından gelen öteki parçaların da bu karakterde olacağı hakkında bizlere düşünce veriyor. Aslen, bu pozitif bir durum bundan dolayı şarkıların belli bir bütünlüğü var; sadece albümün ortalarında bu durum birazcık sıradanlaşmaya başlıyor. Parçaların hepsi birbirine oldukça yakın. Albümün negatif yönlerinden biri bu.  Bir öteki garip yönü ise Boşnak’ın Dinle Beni Bi’ ve Onlar da Yansın parçaları başta olmak suretiyle sergilediği ve r’lere fazla bastırarak yapmış olduğu arabeske kaçan vokal performansı. Bunlar haricinde, genel olarak synth ağırlıklı retro yapısıyla bir bütünlüğe haiz olan bir albüm bu. Hatta bu yüzden Akustik Travma, gece yalnız dinlendiğinde size dost da olabilen bir albüm. Yaramıyorsa içmicen başkan!

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir