Ana Sayfa / Albümler / The xx’ten Minimalist Bir Gece Klasiği: xx

The xx’ten Minimalist Bir Gece Klasiği: xx

Müzik sektöründe yeni bir sanatçıysanız fark yaratmanız gerekir. Bu yüzden yeterince orijinal bir iş icra etmiyorsanız zaman içinde kaybolur gidersiniz. 2005 senesinde Londra’da kurulmuş olan topluluk The xx ise ilk albümleri xx’i piyasaya sürdüğünde, grubu bir kez dinleyen bile bu albümün zamana ilişik olmayan bir değere haiz bulunduğunu anlamıştı. 2009 çıkışlı bu debut albüm, çağdaş müzikte yok olmaya yüz tutmuş “orijinallik” kelimesinden fazlaca fazla iz taşıyordu. Bu yüzden İngiltere’deki en mühim müzik ödülü Mercury Prize’ı da kazanmıştır. Grubun başardığı ise özetle günümüz dünyasının vazgeçilmezlerinden indie-pop’u post-punk ve dream-pop tatlarıyla karıştırmasıydı. Bilhassa vokal Romy Croft’un naif vokalleri ve mütevazi gitar riffleriyle, bas gitardaki Oliver Sim’in Croft’a birlikte rol alan gitar yürüyüşleri ve dingin vokallerinin yanında, grubun DJ’i Jamie xx’in yaratıcılığı, ortaya emsalsiz bir “sound” çıkardı.

Minimalistlik ise albümün başka bir özelliği. Kullanılan enstrümanlar ve beatlerin sadeliği, vokallerin refah veren basitliği, albüm görseli, şarkı adları ve hatta grubun giydirilmiş olduğu siyah ağırlıklı giysiler bile minimalist. Albümün bir öteki karakteristiği de parçaların gece dinlenince dinleyenlere daha çok zevk vermesi olabilir. Bilhassa gece 12’den, hatta 2-3’ten sonrasında şarkılar başka bir boyuta geçiyor. Şarkıların çoğu zaman düşük ya da orta tempolu olması da karanlıkla bütünleşince sabah olmasın istiyorsunuz. Bununla beraber ilk parçadan sonuna kadar hiçbir şarkıyı atlamadan zevkle dinlenebilen bir yapıya haiz olması da albümü zamansız bir klasik haline getiriyor. Bu özellik günümüzde piyasaya sürülen bir çok indie grubun kayıtlarında görülemiyor bu sebeple bir çok topluluk bir tek birkaç singledan ibaret.

Intro, 2 dakika 7 saniyelik süresine karşın hakkında sabaha kadar konuşulabilecek bir yapıt. Hatta bunu tahmin etmiş olacaklar ki YouTube’da 10 saatlik versiyonları bile bulunuyor. City of the Sun coverı da ayrı bir güzellik. Arkasından gelen VCR, Bowie’nin Heroes’unu çağrıştıran basları ve gitarları ile dinleyeni kendine bağlıyor. Crystalised ise albümün en büyük hitlerinden biri. Romy ve Oliver’in art arda gelen vokalleriyle beraber nakarattaki “haihaiha” kısmı aklınızdan çıkamıyor. Parçanın çok büyük bir Gorillaz cover’ı da mevcut. Islands ise gitarların beatlerle uyumunun bölüme şahane bir halde hükmettiği bir yapıt. “I am yours now. So now I don’t ever have to leave. I’ve been found now. So now I’ll never explore” dizeleri de fazlasıyla etkisi altına alan.

Albümün her parçasını bu şekilde anlatmaya devam edersek yazımız bir kompozisyona dönebilir sadece Heart Skipped a Beat, Fantasy, Shelter, Basic Space, Infinity, Night Time ve Stars kısacası tüm parçalar ayrı birer gece hikayesi. Böylelikle bu kayıt da Ekşi’deki Tüm Parçaların Güzel Olduğu Albümler’in arasına ekleyebileceğimiz bir yapıt oluyor. Özetle bu parçaların hiçbirini ayırt etmeden, bırakın hepsi baştan sona gecelerinize eşlik etsin!

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir