Ana Sayfa / Kitaplar / SEVGİ SOYSAL YÜRÜMEK ÖZETİ

SEVGİ SOYSAL YÜRÜMEK ÖZETİ

Sevgi Soysal’ın Yürümek adlı romanı, 12 Mart sonrasının gerilmiş ve bunalımlı günlerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren, Cumhuriyet kuşağının kendi kendisiyle ve çevresiyle olan ilişkilerini bilgili olarak bir iç hesaplaşmasıyla dile getiren, ustaca kaleme almış bir yapıttır.

Yürümek, Sevgi Soysal’ın yazarlık çizgisinde bir eşik olarak nitelendirilir. Ela ve Memet’in hayatta kesişmelerini ve ayrışmalarını özetleyen bu romanında Sevgi Soysal, toplumca çizilen erkeklik, kadınlık sınırlarını ve derslik değerlerini ferdin bakış açısından sorgular.

Bir Ege adasında bireyselliğin dar çemberinden çıkıp, insanca duyarlılıklarına sahiplenen Ela, 12 Mart’ın ayak seslerinin duyulduğu Ankara sokaklarına yürüyüp giderek Sevgi Soysal’ın iç sesi olarak da okunabilir…

Müstehcenlik nedeni öne sürülerek toplatılan Yürümek, 1970 TRT Roman Başarı Ödülü’nü kazanmıştır.

ROMANDA CUMHURİYET’İN SİMGESİ ANKARA’DIR

Dr. Sefa Yüce’nin de belirttiği şeklinde “Yürümek” romanı Ankara’nın geliim süreci içinde ferdin sorunlarını anlatır. Yüce romana ilişkin özetle şunları söyler: ”Ankara, Cumhuriyetin simgesidir. Bununla beraber deiim ve dönüümün merkezidir. Ankara ile beraber yeni bir toplumsal çevre ve kentleşme olgusu ortaya çıkar. Samanpazarı ve çevresi önemini yitirir. Yenişehir, Kızılay ve Kavaklıdere yeni albeni merkezleri hâline gelir. Ankara, işgören ve siyaset merkezi olur. Apartman yaşamı balar.

Toplumsal tabakalaşma ön plâna çıkar. Köyden kente göç hızlanır. Altında, bir kenar mahalleye dönüşür. “Yürümek” romanı Elâ ile Memet’in çocukluk ve gelişim çalarında yaadıkları cinsel sorunları sosyokültürel boyutuyla okuyucuya yansıtır. Gençlerde, Amerikan kültürü ve yaam biçimine eğilim adım atar. Hanım problemi, toplumun önceliği hâline gelir. Anane ve kıymet yargılarında çözülmeler görülür. Şehir olgusuyla beraber bir zihniyet değişimi ortaya çıkar.”

SEVGİ SOYSAL KİMDİR? İŞTE SEVGİ SOYSAL BİYOGRAFİSİ…

Aslen Selanik’li mimar-bürokrat bir babayla Alman bir annenin altı çocuğundan üçüncüsü olarak büyüyen Sevgi Yenen, 1952’de Ankara Kız Lisesi’ni tamamladı. Bir süre Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Arkeoloji okudu.

1956 senesinde ozan ve çevirmen Özdemir Nutku ile evliliğe ilk adımını attı, beraber Almanya’ya gittiler. Göttingen Üniversitesi’nde arkeoloji ve tiyatro dersleri izledi. 1958’de Türkiye’ye döndü ve Korkut adını verdikleri bir oğlu oldu. 1960 ile 1961 tarihlerinde Ankara’da Alman Kültür Merkezi ve İrtibat Bürosu’nda ve Ankara Radyosu’nda çalıştı. Bu zamanda, cemiyet karşısında ferdin tedirginliğini öne çıkaran ‘‘yeni gerçeklik’’ akımından izler taşıyan öykü ve yazıları “Dost”, “Yelken”, “Ataç”, “Yeditepe” ve “Değişiklik” dergilerinde yayımlandı.

1961’de Ankara Meydan Sahnesi’nde Haldun Dormen’in yönettiği “Zafer Madalyası” adlı oyunda tek hanım rolünü oynadı. İlk öykü kitabı Tutkulu Perçem, 1962 senesinde yayımlandı. “Zafer Madalyası” oyununda tanıştığı Başar Sabuncu ile 1965’te evliliğe ilk adımını attı. Aynı yıl TRT’de program uzmanı olarak çalışmaya başladı. 1965-1969 yılları aralığında “Papirüs” ve “Yeni Mecmua”’de öyküleri yayımlandı. Ayrıca tezini vererek arkeoloji diplomasını aldı. Teyzesi Rosel’in kişiliğinden yola çıkarak, birbirine bağlı öykülerden oluşan “Tante Rosa”’yı yazdı. Hanım-erkek ilişkisi ve evlilik temasını işlediği ilk romanı “Yürümek”‘le TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazanmıştır.

12 Mart süreci, Sevgi Soysal’ın yaşamı ve yazarlığı üstünde derin izler bırakan bir dönem oldu. Yürümek, müstehcenlik nedeni öne sürülerek toplatıldı ve Sevgi Soysal, kısa bir tutukluluk peşinden TRT’den ayrılmak mecburiyetinde bırakıldı. Anayasa profesörü Mümtaz Soysal’la, Soysal’ın komünizm propagandası yapmış olduğu nedeni öne sürülerek tutuklu kalmış olduğu Mamak Cezaevi’nde evliliğe ilk adımını attı. Siyasal nedenlerle yeniden tutuklandı ve sekiz ay Yıldırım Bölge’de, iki buçuk ay da sürgüne göndermiş olduğu Adana’da kaldı. Cezaevinde yazdığı Yenişehir’de Bir Öğle Vakti adlı romanıyla 1974 senesinde Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanmıştır. Kızları Defne Aralık 1973’te, Funda ise Mart 1975’te hayata merhaba dedi. Adana’da sürgünde bulunan bir kadının başından geçen vakalar çevresinde 12 Mart’ı eleştirdiği romanı Şafak, 1975’te yayımlandı. Bu zamanda Anka Haber Ajansı ve Toplumcu Kültür Derneği’nin kuruluşunda rol aldı. Siyaset gazetesinde tefrika edilen cezaevi anıları Yıldırım Bölge Bayanlar Koğuşu başlığıyla kitaplaştırıldı (1976).

Yakalandığı kanser hastalığı sebebiyle 1975 sonbaharında bir göğsü alındı. Hastalık izlenimlerini ve 12 Mart sonrası değişimi özetleyen öykülerini toplamış olduğu Sulh Adlı Çocuk, 1976’da yayımlandı. Eylül 1976’da bir ameliyat daha geçirdi ve tedavi için eşiyle beraber Londra’ya gitti. Üstünde çalmış olduğu son romanı Hoşgeldin Ölüm’ü tamamlayamadan 22 Kasım 1976’da İstanbul’da 40 yaşlarında öldü. Yeni Ortam ve Siyaset gazetelerine yazdığı yazılar, Bakmak (1977) adlı kitapta toplandı.

Sevgi Soysal’ın biyografisini Erdal Doğan Yaşasaydı Aşık Olurdum: Sevgi Soysal Biyografisi adıyla kaleme aldı. Bu kitabın ilk baskısı 2002 senesinde Everest Yayınları tarafınca yapılmış oldu.

OKUDUYSANIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN

Uyarı: Sitemizde yer edinen ve alacak yazı, haber, yazı, video, yorum ve tüm mevzular kategoriler tıbbi bilgiler bir tek genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler süre içinde geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer edinen bu bilgiler hiçbir süre doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan meydana getirilen herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan görevli tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum icra eden kişiler, bu ikazları kabul etmiş sayılacaktır. Renkfm isminde herhangi bir bireysel yada kurumsal şirket , siteler ve kişiler ile ilgili en küçük bir bağlantısı , ortaklığı ve benzeri ilişkileri yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir