sedatanar

Sedat Anar & Belagat

Yapımcı / Uyum Müzik
Barkod / 8680114940700
Türü / Etnik
Dili / Enstrümantal
Gösterim Zamanı/ 15.05.2013
Süre / 43:38 Dakika
Format / CD

ESERLER

1. Zâr ü Efgân Müzik: Sedat Anar
2. Butimar Müzik: Sedat Anar
3. Zelal ve Aşk Müzik: Sedat Anar
4. Aşk Şerbeti Müzik: Sedat Anar
5. Bulutlar Müzik: Sedat Anar
6. Baran Baran e Traditional
7. Çaresiz Müzik: Sedat Anar
8. Belâgat Müzik: Sedat Anar
9. Şaşkın Peyrev Müzik: Sedat Anar
10. Selen Söz Müzik : Kemal Dinç

Albümü İncele

  • Izahat

Albüm Açıklaması

Belagat albümü,ilk albümüm olduğundan santuru ön planda tutmak istedim,hatta tamamen solo santur albümü de yaptım diyebilirim.bazı parçalarda koma sesler de kullandım.

İlk sıralar yalnız santur olsun diye karar almıştım.

 

Hemen sonra oldukca sevdiğim dostum Tuncay Korkmaz abimden mızıkasıyla eşlik etmesini istedim.

Tuncay,mızıkayı kendi geliştirdiği teknikle icra ediyor ben de santuru kendi geliştirdiğim tekniklerle icra ediyordum.

Birbirimizin güzel enerjileriyle beraber güzel bir müzik ortaya çıktı.

Aslen albümde ki parçaları yazdığım bir hikayeden yola çıkarak besteledim.

Albüm bu hikayeyi konu alıyor doğrusu.Bu hikayenin görünürlüğünü de sevgili dostum saar keunen yapmış olduğu çizimlerle nefes almasını sağlamış oldu.

Albümde on parça bulunmaktadır.Sekiz parçanın bestesi bana aittir.

Bu sekiz parça içinde bazen doğaçlamalara da yer verdim.

Öteki iki parçadan birisi iran Kürtlerinin anonim parçası ‘baran baran e’ diğeri ise kemal dinç’e ilişik ‘selen’ adlı deyiştir.

Santur icra ederken iran ve hint tekniklerinin üzerine Anadolu motiflerini de ekliyorum.

Çocuk yaştan itibaren bağlama çalmaya çalışan birisi olarak bazen bağlama motifleri de kullanıyorum.

Albümü mamak’ta ki evimde kaydettik.stüdyo ortamından uzaklaşmak istedik.ve tüm kayıtları sabaha karşı aldık.sessizliğin en rahat olduğu saatler olduğundan…

DOĞAN HIZLAN – HÜRRİYET GAZETESİ –SANTUR’U SEVER MİSİNİZ?

SANTUR’U oldukca severim, ne yazık ki bugün icracıları oldukca azca. Türk müziğine yakışan bir enstrüman ve ona dair daha ilkin de yazmıştım…

Sedat Anar’ın Belâgat’ı (3) bu sazı tekrardan dinlememizi gerektirecek ustalıkta hazırlanmış. CD’nin oluşum hikâyesini albüm kitapçığından okuduğunuzda, ne yoğun bir emek verildiğini, iyi mi titizlikle kaydedildiğini öğreneceksiniz.
Albüm yazısı Feridüddin Attar’la noktalanıyor:
“Konuşkanlığındır suskunluğunun sebebi
Görünürlüğündedir gizliliğinin sebebi”
CD’de yer edinen on parçanın adları şöyleki: Zâr ü Efgân / Butimar / Zelal ve Aşk / Aşk Şerbeti / Bulutlar / Baran Baran e / Çaresiz / Bilâgat / Şaşkın Peyrev / Selen. Bu eserleri; Sedat Anar (santur, erbane, zarp, vokal), Tuncay Korkmaz (mızıka), Mashti (elektronikler-1), Şimal Yılmaz (davul-10), Cem Şahin (bas gitar-10) seslendiriyor. 6. ve 10. şarkılar hariç tüm müzikler Sedat Anar tarafınca bestelenmiş. 6. anonim, 10. yapıt ise Kemal Dinç’e ilişik. Hem santur hem de örneksiz besteler, hoş bir emek verme ortaya koymuş.

RADİKAL GAZETESİ – NAİM DİLMENER

Hem türkülerimizin en önemli unsurlarından birini, “söz”ü aradan çekeceksiniz hem de türkülerin, onlarsız olmaz diyeceğimiz geleneksel enstrümanlarını; buna karşın kalplere sıkıca dokunmaya da devam edeceksiniz; bu imkansıza yakın bir şeydi ya da oldukca azca başarılmış bir şeydir.

Sedat Anar’ın ‘Belagat’ta yapmış olduğu en güzel şey,olağanüstü enstrümanlardan santur’u başrole almak olmuş.

En küçük bir titreşimiyle dahi kalplere dokunuveren santur için İran’a giden, bu uğurda Farsça öğrenen Anar’ı yaşıtlarından ayıran da muhtemelen bu talep ve çabasının altında gizli saklı.

Kolay yola başvursa, piyasada onlarcası mevcut müzisyenlerden biri olacağının bilincinde bir müzisyenin; yaşamı, bitmek bilmez bir öğrenme ve tanıma gayreti şeklinde algılamasının sonucu bu (sözcüğün mutlak anlamıyla da) ‘Belagat’.

Dinledikçe huzura kavuştuğunuzu hatta iyileştiğinizi hissedebilirsiniz.

AHMET TELLİ – DUVAR DERGİSİ – 13.SAYI

Sedat Anar, genç bir santuri. kendisini fars ekolüne yakın hissederek birçok kez iran’a gitti ve oradaki santurilerle tanıştı. bu süreçte günde sekiz-on saat vakit ayırdı santura. bu denli yoğun emek sonunda 2013’te belâgat adıyla ilk albümünü çıkardı.

sedat anar kendini popüler olandan uzak tutan bir sanatçı. bu yüzden de belâgat, şimdilik ilgi duyanlar ve dost çevresiyle sınırı olan kaldı. kuşkusuz besteleri cd’den dinlemek oldukca hoş, fakat aslolan, sedat anar’ı santuruyla başbaşa görmekte fayda vardır.

müthiş bir icra. zahmeler çelik teller üstünde müthiş bir tempoyla gezinirken sanatçının enstrümanıyla bütünleştiğini izliyor, gerçek bir santuri ile karşılaştığınızı hissediyorsunuz. (santurda bir zamanlar ibrişim tel kullanılırmış, şimdilerde çelik teller var.)

Öteki müzik aletleri şeklinde bir zamanı olsa da, acayip bir yalnızlığı var santurun. orkestralara eşlik edebilir fakat birbaşınalığı yeğleyen melankolik bir alettir o. arkaiktir.

nerede okuduğumu anımsamıyorum fakat bir kaynakta, santurun, piyanonun en eski atası olduğu ileri sürülüyordu. haksız da değil bu yargı.

hindistan’da, afganistan’da şekillenip aslolan kimliğini iran’da bulur; anadolu’yu atlayıp istanbul’da santuri ethem efendi (1855-1926) ve onun talebesi ziya santur (1868-1952) ile buluşur ve bu iki ustayı vareder.
Santur yaygın bir enstrüman değil.

makamsal olmasına rağmen alaturka orkestralarda bile nadiren görülür. şimdilerde genç santurcular istanbul, ankara şeklinde kentlerin sokaklarında görülseler de iltifat edenler oldukca azdır. onlar da santura yakışan makamlar yerine popüler parçaları icra ediyorlar.

bu şekilde dikkat çekeceklerini sanıyorlar fakat santurun hüznü kitlesel değil bireyseldir,

coşkulardan oldukca içlenmelere yöneliktir tınıları. neşenin değil hüznün aletidir diyebiliriz santur için.
Hind ve afgan santuru arkaiktir, makamsal olmaktan oldukca folkloriktir. fars santuru ise makamsaldır ve mohammed reza shajarian, hossen alizadeh, homayoun shajarian, mohamadreza rostamian şeklinde büyük ustaları yaratmıştır.

Santur bir dönem iran’da, yatugan oluşu ve hanım sesiyle kurulan özdeşliği sebebiyle yasaklanmıştır. ilginçtir, santur en oldukca, yasaklandığı ülkede olgunlaşmış ve kökleşmiştir. nitekim makamsal müzik icra edenler bazen santuru orkestraya dahil etmişlerdir. bir enstrüman yasaklanıyorsa, çok açık ki, aletin itiraz çığlığı, itiraz belâgatı egemenleri ürkütüyor olmalı.

oysa dünyanın evrensel bir dilidir müzik, hangi aletle icra ediliyorsa edilsin insanoğlunun iç yolculuğunda yoldaştır, kendini tanımada bir içsestir.

Sedat Anar’ın iran ekolünden geldiğini belirtmiştik. nitekim albümdeki bestelerin adları bile bu esintiyi belirtir. “zâr ü efgân”, “butimar”, “belâgat” şeklinde adlara yakın buluyor kendisini. öyleyken, sedat anar, klasik türk müziği tınılarını da içselleştirmiş,

makamlara vâkıf oluşu sebebiyle örneksiz parçalar üretebilmiştir. kimi parçalar sözlü olsa da çoğunca enstrümantale yönelmiştir ki kanımca doğrusu da budur. kimi parçalara davul, bas gitar, mızıka da birlikte rol almıştır.

Albümün kartonatında primitif doğu desen, renk ve çizgilerine yer verilmiş olması, santur albümüne denk düşüyor mu, bilmiyorum. fakat sunu’dan sanatçının içine sindiğini öğreniyoruz ki, mühim olan da budur. derhal her parçanın tanıdıklarına, alın teri dökenlere ithaf edilmesi ise, sedat’ın naifliğini ve duygusallığını hissettiriyor diyebiliriz. on parçanın sekizi kendi bestesi.

ilk albümünü çıkarmış olmanın heyecanını her ayrıntıda yakalamak mümkün.
Enstrümantal parçaları dinlerken, her bölüme ilişkin zihinde bir hikâye kurulabilir. en oldukca bu yanıyla önemsiyorum sedat’ın çalışmasını. dinleyeni ezginin içine çekerken,

kendi hikâyesine dahil etmek istiyor fakat pekâlâ hepimiz başka bir belâgat oluşturabilir zihninde. parçaların adlarına takılıp giderseniz sedat’ın ezgiyle başlatmış olduğu hikâyenin hüznüne kapılır; yalnız ezgiyi dinlerseniz kendi hikâyenizi kurabilirsiniz. iyi bir müzik

de böyle bir durum değil midir aslına bakarsan? kimi zaman hüzne yaslanarak sezdirirsiniz hikâyenizi, kimi zaman de susarak. tıpkı sedat anar’ın albümüne almış olduğu feridüddin attar’ın şu mısralarında olduğu şeklinde:
konuşkanlığındır suskunluğunun sebebi
göründüğündendir gizliliğinin sebebi

ÖZGÜR GÜNDEM GAZETESİ

Santur sanatçısı Sedat Anar’ın ‘Belagât’ adlı albümü çıktı.

Sedat Anar’ın uzun süredir üstünde çalmış olduğu bu albüm ile 1500 senelik bir geçmişi olan bu Doğu enstrümanının esrarengiz dünyasıyla tanışıyoruz.

Albümde bulunan on eserden sekizi Sedat Anar’ın kendi besteleri.

Öteki iki eserden biri oldukca eski bir Kürt halk şarkısı, diğeri ise söz ve müziği Kemal Dinç’e ilişik bir Alevi deyişi.

Anar, eserlerini kendine özgü teknikleriyle icra ediyor ve bunu da bazen Anadolu motiflerini, bazen da Hint ve İran motiflerini kullanarak gerçekleştiriyor.

Albümde bazen santur ve mızıka doğaçlamalarına da rastlıyoruz. Santura bu uzun yolculuğunda, mızıkasıyla Tuncay Korkmaz birlikte rol alıyor.

Güzel sözün en iyi aracı müzik
Santur ve mızıkanın buluşmasıyla inanılmaz bir uyumun yakalandığını görmek mümkün.

Her ne kadar birbirinden uzak ve değişik coğrafyalara ilişik enstrümanlar olsalar da müziğin sınırları aşan bir özelliği bulunduğunu bir kez daha kanıtlıyor bizlere bu ikili.

Bazı şarkılarda da santura, erbane, davul, bas gitar ve elektronikler altyapılarda birlikte rol alıyor. Anar, albüme niçin ‘Belagât’ adını verdiğini şöyleki açıklıyor: “Belagât, muntazam ve hakikatlı güzel söz söyleme sanatıdır.

Günümüzde artık güzel söz söylemede en iyi vasıta müziktir bence.

Bu kelimeyi ilk kez yazar Mehmed Uzun’un Dicle’nin Yakarışı kitabında rastladım.(ayrıca asla şüphesiz ki en büyük belagat ustası hz.muhammeddir) Hemen sonra Ferîdüddîn-i Attâr’ın Esrârnâme adlı kitabında da rastladım sadece beni en oldukca etkileyen, Dicle’nin Yakarışı kitabındaki Mam Sefo adlı kahramanın belagât sanatının ustası olmasıydı.”

Halkların müziğini araştırdı

Urfa’lı Sedat Anar, santur çalmayı Ankara’da talebe olan İranlı bir arkadaşından öğrenmiş. Devamlı İran’a gidip gelmiş olarak İran, Kürt ve Ermeni müziği üstüne araştırmalar icra eden Anar, “İran’da aldığım dersler sonrasında kendi tekniğimi katarak bir çalma tekniği geliştirdim. Buna Anadolu tekniklerini de ekledim.

Hepsi, Belagât albümüne yansıdı. Albümde santura mızıkası ile birlikte rol alan Tuncay Korkmaz da mızıkayı değişik kullanıyor.

Normalde koma ses kullanılmazken, mızıkada yer yer koma sesleri de kullanıyor.

Albümdeki altı eserde, mızıkayı santurla kullandık ve inanılmaz oldu.

Bunlardan biri de Baran Baranê adlı Soranî lehçesindeki eski bir Kürt halk şarkısı” diye konuştu.