Ana Sayfa / Kitaplar / Oysa Rüyaydı tüm duyduklarınız…

Oysa Rüyaydı tüm duyduklarınız…

Merve Koçak Kurt’un ikinci öykü kitabı “Oysa Rüyaydı” Hece Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Yirmi iki öykünün yer almış olduğu kitabın bazı öyküleri şunlar: Kızıldut’un Boynu, Günlerden Mavi, Palmira’nın Düşüşü, Feyruz’un Sesinde, Kapında Kül Bulutu, Vakitler Denk Vardığında, Unutmabeni Çiçeklerin, Sus Sineması, Vuslat Ayini, Çemberinde Rüyanın, Misafiri Ruhumun…

Merve Koçak Kurt, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik kısmı mezunu bir yazar. Öykü hayatına “Kahve Fincanında Bumerang Tesiri” adlı öyküyle adımını attı. Hece, Hece Öykü, Türk Dili, Edebiyatist, Öykü Gazetesi benzer biçimde mecralarda öyküleri yayımlandı. Ek olarak Yıldız Gazetesi Kitap ekindeki İlk-im köşesinde ilk kitapların öyküsünü konu alıyor, edebiyathaber.net için söyleşiler yapıyor ve yazılar yazıyor.

Kurt’un öykülerinde soyut ve s/imgesel bir dil göze çarpıyor. An’ın vurgulandığı, daha oldukca şimdiki vakit’ın duyulduğu, anlatıcı ağırlıklı bu öyküler, öncekiler benzer biçimde sükûtun izlerini sürüyor. Kurt, ilk yazdıklarından itibaren kendi öykü evrenini kurabilmiş bir yazar. Nevi şahsına münhasır bir kalem. Kelimelerle oynamayı seviyor; keserek, bükerek, eksilterek değişik anlamlarda (s)özünü söylüyor. Dolaylı anlatımı yeğliyor, kahramanların içsesleri ve şuur akışları üstünden duruma vakıf oluyoruz. Öyküleri kalabalık kadrolu kumpanyalardan ziyade bir solist ve assolistin çıkmış olduğu bir tek müdavimlerinin gittiği unutulmayan eski vakit gazinolarına benziyor: Çoğu zaman iki şahıs arasındaki ilişkiye eğiliyor yazar, geçmiş zamanların bugüne yansımasını konu alıyor ve sık sık şarkılar türküler kulağınıza çalınıyor. Hani öyküler için sinemasal denir ya, Kurt’unkilerse rüyamasal. Okurken ezgilerini işitiyorsunuz fakat hayal mi gerçek mi anlayamıyorsunuz… Oysa Rüyaydı tüm duyduklarınız.

Arka kapak yazısından

“Gördüğüm en uzun rüyaydın sen, diyerek başladı yazmaya. Denizin solgun loşluğu, orkidenin alacalı pembesi, meyden kalma mayhoşluğu ve küllükte biriken izmaritler de sabaha ulayamıyordu onu bir türlü. Günlerden neydi, mavi mi?”  (Günlerden Mavi)

“Nar’ı, nâr’ı ve nur’u içime dolduran; kelâmı ateş çemberine çeviren, zarf ile mazrufu aynılaştıran, dingin kelimelerden müteşekkil, ruhumun sahibi bir rüyam olsun istemiştim bir tek. Öyleki bir rüya ki bu, masala dönüşsün, yüzlerce yıl dilden dile aktarılsın, kalımlı kalan o hoş seda olsun; gönüllere şifa, yaralara merhem…” (Sus Sineması)

“Bir rüyadaydık. Azdık. Çoğaldık sonrasında. Hıdırellez’in dalına tutunup bahara çıktık. Aynı şehirdeydik. Aynı sokakta. Karşı evlerde. Balkonlarda. Ara sıra göz göze gelirdik sofraları silkelerken.” (Mayıs’ın Sardunya Kırmızısı)

“Günler aylara, aylar yıllara eklendi. Nice rüyalar görüldü, nice düşler kuruldu, nice kitaplar okundu, nice filmler seyredildi. Oldukca vakit geçti üstünden. İzlenmemiş nice filmler, okunmamış nice kitaplar, kurulmamış nice düşler, görülmemiş nice rüyalar kaldı geriye. Bahar’dı adı aşkın… Geçti gitti.” (Bahar, Ey Bahar)

 

 

Kaynak : http://www.edebiyathaber.net/merve-kocak-kurttan-yeni-oykuler-oysa-ruyaydi/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir