Ana Sayfa / Albümler / Oasis Birleşmesin Dedirten Albüm: Noel Gallagher’s HFB – Who Built the Moon?

Oasis Birleşmesin Dedirten Albüm: Noel Gallagher’s HFB – Who Built the Moon?

Noel Gallagher, Oasis ile bilhassa 90’lı yıllarda müzik piyasasına resmen hükmettikten sonrasında, 2009 senesinde grubu dağıtmasının peşinden yoluna tek başına devam eden bir müzik dahisi. Sanatçı, Oasis’in tüm parçalarının neredeyse yüzde 99’unu tek başına yazıyordu. Hatta bundan dolayı de kendisine “şef” lakabı verilmişti. Gruptan sonrasında da hikayelerini “gene” başka bir grup adı altında anlatmaya devam etti: 2011’de Noel Gallagher’s High Flying Birds adlı ilk albüm, beklentileri oldukça karşılayan bir kayıttı. The Death of You and MeIf I Had a Gun… ve Everybody’s on the Run şeklinde hitlere haiz olan albüm, ilk Beady Eye kaydıyla beraber Oasis özlemine ilaç şeklinde gelmişti. Tam 4 senenin peşinden Gallagher, ikinci kayıt Chasing Yesterday ile gene bilmiş olduğu sularda yüzmeye devam etti. Ballad of the Mighty IIn the Heat of the Moment ve The Dying of the Light şeklinde parçalarla kendisine yakışan bir albüm daha yapmış oldu.

2017’de ise senenin en başarıya ulaşmış işlerinden kabul edilen, minik kardeş Liam Gallagher’ın As You Were albümünün peşinden standartların yükselmesiyle Noel’in işi zorlaşmıştı. Sadece tıpkı 2011’de Beady Eye’a karşı yapmış olduğu şeklinde şef, bu yıl da kardeşine en güzel cevabı bir albümle veriyor: Who Built the Moon?

Üçüncü stüdyo albümü ile sanatçı, müziğindeki sınırları bu sefer oldukça genişletmiş. Bu parçaların tarzına da kendi söylemiyle “cosmic pop” adını veriyor. İlk albümlerinde biçim olarak çoğu zaman alternatif rock hakimdi. İkinci kayıttaki The Right Stuff başta olmak suretiyle birkaç parçada kullanılan psychedelic rock ögeleri, üçüncü albümle beraber artık iyice müziğin odağına oturtuluyor. Gallagher bunu yaparken Oasis’in ilk üç albüm sonrası (bir çok başarısız olan) psychedelic çalışmalarından ders almışa benziyor.

Albüm kapağında eşi Sara MacDonald’ın bulunmuş olduğu bir fotoğrafı kullanan müzisyen, şarkılarındaki sözleriyle de aralarındaki aşkı birçok kez açıkça ifade ediyor. Bunun yansıması olarak da sanatçının bu kayda özenle yaklaştığı söylenebilir. Neredeyse her şarkıya ayrı ayrı itina gösterilmiş. Böylece birçok küçük ve tatlı detay ortaya çıkmış. Mesela; She Taught Me How to Fly’ın Jools Holland performansında makas çalan bir müzisyen var. Evet, bildiğiniz makas. Parça ise adından ve sözlerinden de anlaşılabileceği şeklinde daha ilkin değindiğimiz aşk dolu işlerden biri. Albümün en güzellerinden olan şarkı, biçim olarak tam Blondie ve New Order gruplarının karışımını yansıtıyor. High Flying Birds’e 2017’de katılan emektar Oasis gitaristi Gem Archer’ın gitarlarının da bu farklılıkta oranı var. Bunun yanında nakarat öncesindeki davullar da parçanın mühim bağlayıcılarından olmuş. Ek olarak bizim için garip olan bir detay da şu: Emre Ramazanoğlu adlı müzisyen/prodüktör, bu parça dahil 4 parçada davul çalmış ve bazı parçalarda programlama yapmış. Mühim bir CV’ye de haiz olan sanatçının başarılarının sürmesini diliyoruz.

Albüm açılışını meydana getiren Fort Knox, adını ABD’nin altın rezervlerini toplamış olduğu üsten alıyor. Şarkı da hakkaten altın değerinde. Gallagher’ın şimdiye kadarki en psychedelic işlerinden olan parça, usul usul aşama kaydediyor ve dinleyiciyi “You gotta get yourself together” bölümünde kafasından vuruyor. Arkasından gelen Holy Mountain, albümün hem de ilk single’ı. Hakkaten tam bu doğrultuda olan bir şarkı; şu sebeple flütleriyle ve nakaratıyla ilk dinleyişte akılda kalan tempolu bir yapıt. Noel’in kankası olan efsaneleşmiş İngiliz müzisyen Paul Weller da şarkıda org çalmış. Ek olarak parça ilk yayımlandığında “She fell, she fell, right under my spell” ile süregelen nakaratıyla da internette vaka olmuş; parçanın bu kısmı unutulmaz Ricky Martin hiti She Bangs’e benzetilip dalgaya alınmıştı.

It’s A Beautiful World, Noel’in verdiği bir röportajda ifade etmiş olduğu suretiyle albümündeki en sevilmiş olduğu şarkı. Birçok müziksever de bu görüşe kolaylıkla katılabilir. Ek olarak sanatçının gene kendi ifadesiyle parça, dış görünüşünün aksine iyimser bir iş değil. Gallagher, şarkı sözlerinde sarkastik bir üslup kullandığını söylüyor. Beste açısından ise şarkı, orijinal enstrümantal altyapılar içeriyor. Nakarata gelindiğinde Peter Pan’in Tinker Bell’deki peri tozundan ufaklıklara dökmesini çağrıştıran sesler duyuluyor. Sonrasını ise bildiğiniz gibi, hep beraber uçuyorlar. Bu anlamda şarkı da yeniden yeniden sıkılmadan dinlenebilecek bir iş olmuş. Şarkının sonlarına doğru ise daha ilkin bahsettiğimiz “makasçı” kadının bu sefer de sesini duyuyoruz. Charlotte Courbe adlı bu Fransız hanım, “C’est juste la fin du monde” ile sonlandırdığı bölümünde özetle; dünyanın sonunun geldiğinin mesajını insanlara iletiyor.

Be Careful What You Wish For, Beatles seçimi ritmiyle dinleyeni direkt yakalayan bir şarkı. Sanatçı, kendi ifadesiyle buradaki sözlerde başta kendi evlatları olmak suretiyle tüm ufaklıklara ün, şöhret ve uyuşturucu şeklinde mevzular için dikkatli olmalarını söylüyor. Bununla beraber hanım vokaller de oldukça başarıya ulaşmış.

Albümdeki iki enstrümantal parça olan Wednesday Part 1 ve Part 2 ise gitar melodisiyle zihnimizi rahatlatan oldukca özenli işler olmuş. Böylece albüme daha da derinlik katılmış. Albüme kısmen adını veren The Man Who Built The Moon ise bilhassa klavyeleriyle ilk kayıttaki Everybody’s On the Run’ı uzaktan anımsatan bir karaktere haiz, başarıya ulaşmış bir şarkı.

Kim bilir kaydın unutulmazlarından biri haline gelecek olan, canlı canlı dinlediğimiz ek parça Dead in the Water ise hakkaten oldukca başarıya ulaşmış. Noel’in parçanın başlangıcında laflara girmiş olduğu an bunu anlayabiliyorsunuz; bu bir hit. Bununla beraber hikayesi de garip: Sanatçı, bu albümden birkaç yıl ilkin Dublin’de bir radyo yayınına katılır. Gösterim ertesinde stüdyodakiler müzisyenden bir parça daha çalmasını rica eder. Noel de hemen hemen birkaç gün ilkin yazdığı bu parçayı orada “kendi kendine” çalar. Ondan sonra üçüncü albümü hazırlığında kayda hangi bonus şarkıyı ekleyeceğine karar veremeyen Gallagher’a bu şarkı önerilir. O da parçayı çaldırmış olduğu an stüdyonun bunu kaydettiğini bilmediğini söyler sadece durum o şekilde değildir. Dublin’dekilerden parçanın kaydına ulaşılır ve sanatçı, performansını ağzı açık bir halde dinler. Resmen kendi kendine çalıp söylediği bu hususi şarkıyı direkt albüme koyacağını söyler. Albüm için bu biçim minik ve anlamlı ayrıntılarla bezenmiş bir eserler bütünü diyebiliriz.

Özetle; Oasis yeniden birleşmesin dedirten, çok büyük bir kayıt bu. Neredeyse her şarkının yeri ayrı olan ve içtenlik kokan bir albüm. Bu yüzden kesinlikle baştan sona bir tüm halinde kulak verin, dinlerken de en yükseklerde uçun!

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir