nazlioksuz-hasret

Nazlı Öksüz & Hasret

Yapımcı / Uyum Müzik
Barkod / 8680114940755
Türü / Türk Halk
Gösterim Zamanı / 08/11/2013
Süre / 55:49 Dakika
Format/ CD

ESERLER

1. Şu Karşiki Yüce Dağlar / Düet: Nazlı Öksüz – Musa Eroğlu
Söz: Sümmani Müzik: Musa Eroğlu
2. Kadifeden Kesesi
Yöresi : Kırım Türküsü / Anonim
3. Gönül Yarası
Söz & Müzik : Neşet Ertaş
4. Gelin N’olur
Söz & Müzik : Neşet Ertaş
5. Var Git Ölüm
Söz : Karacaoğlan Müzik: Musa Eroğlu
6. Yeni Cami Avlusunda
Yöresi : Rumeli / Anadolu
7. Bu Dağlarda Bağ Olmaz
Yöresi: Eskişehir
8. Kayaların Arını
Yöresi :Ankara
9. A! İstanbul
Yöresi :Kütahya
10. Karanfilin Moruna
Yöresi :Çanakkale
11. Altın Tasta Gül Kuruttum
Yöresi :Hatay
12. İğdenin Dalları
Yöresi :Çorum
13. Germir Bağları
Yöresi :Kayseri
14. Mor Koyun
Yöresi :Ankara

Albümü İncele

  • Izahat

Albüm Açıklaması

Genel anlamda müzikte, özelde ‘Türk Halk Müziği’nde, son yıllarda, hayal kırıklığı yaşatan çalışmalara imza atılmışsa da, ‘icracı’lığın inceliklerinin izini devam eden bir dağarcığın zenginleştirildiğini de vurgulamak mümkündür.

Son albümünü Uyum Müzik’ten ‘Hasret’ adını vererek çıkaran, ‘icracı’lığın inceliklerinin izini sürerek yoluna devam eden Nazlı Öksüz, bu dağarcığı zenginleştiren mühim adlardan.

Öksüz, dinleyicisiyle paylaşmış olduğu ilk albümünden itibaren, bu hususi durumunu korumayı bilmiş.

Deyiş ve Semah formundaki eserlere yer verse de, daha oldukca Bozlak ve Türkü formunda yoğunlaşan Öksüz’ün cinsiyetçiliği tekeline almayan bir sesi vardır.

Bu ses, Neşet Ertaş benzer biçimde adam, Seha Okuş benzer biçimde hanım sanatçıların yorumunu bir paydada buluşturmakta.

Hanım ve adam ‘Kaynak Kişiler’in organik, içten dünyalarının sözcülüğünü de üstüne alan bu seste, ‘derleme’ fiilinin soğukluğunu duymak de mümkün değildir.

Bu ses, adamın dünyasını kadının, kadının dünyasını adamın iyi mi başarıya ulaşmış ve etkili bir halde tanıttığını uzun uzun anlattığı için ‘icracı’dır.

Bu ses; müzikler arası diyalogun, hasbıhale dönüştüğü noktada kendisini konumlandırdığı, artık iptidaileşmiş, “Halk Müziği-Sanat Müziği” ayrımını önemsemediği için, mesafesini, bir tek bağlama ailesinden almış olduğu destekle kat etmemeyi sürdürmektedir..

‘İcracı’lığa ehemmiyet veren bu ses, notalar vasıtasıyla, liriğin pastoralle içli dışlı olduğu bir atmosferi var etmeyi gene başarmaktadır.

Ne lirik pastorali yenilgiye uğratmak için uğraş vermiştir, ne de pastoral liriğin sesini soluğunu tıkamak için ter dökmüştür.

İkisi de kendi organik akışlarında içli dışlılık noktasına ulaştırılmışlardır. ‘İcracı’ arkasına almış olduğu orkestrayı yönlendirme bilincini taşımış olduğu için ‘yorumcu’ ile aynı kategoriye dahil edilemez.

Ezgiyi yorumlamakla kalan, ‘icracı’ kimliğini kazanamayan ses, orkestrayı yönlendiremediği benzer biçimde, onun boyunduruğundan da kurtulamamaktadır.

Öksüz, ‘yorumcu’luktaki bu zaafın bilincinde olduğundan tercihini ‘icracı’ olmaktan yana kullandığını, son çalışmasıyla bir kez daha kanıtlayarak kimliğini boyutlandırmaktadır.

Tavır gerektiren, risk yüklü ezgilerden avantaj devşiren Öksüz; notaların ruhuna dokunarak, “hakkı teslim edilerek seslendirilmemiş ezgi vardır; ezgiler aşağılanmak için gün ışığına çıkartılmamıştır” ilkesini benimseyerek yoluna devam etmiş olduğu için “icracı” kimliği bu çalışmasıyla da irtifa kaybetmemektedir.

İcracı’lığın inceliklerinin izini sürerek bugüne gelen Öksüz, albüm formatındaki çalışmasının hasretiyle yanıp tutuşanların içine su serpmiştir.

Suyu bulandırmamak, duru kalmasını sağlamak için, ‘yorum’un nerede miadını doldurarak yerini ‘icra’ya bıraktığını bilen seslerin çoğalması gerekmektedir.

Mehmet Akif Ertaş