Ana Sayfa / Akustik / Merhaba, Ben Johnny Cash

Merhaba, Ben Johnny Cash

Kimi sesleri duyunca içimiz sıcacık olur, kimi seslerse bizi derin bir kedere boğar. Johnny Cash’in sesini duyduğumuzda ise hissettiğimiz şey üstümüze çeki seviye verip önümüzü ilikleme ihtiyacıdır. 20. yüzyılda en fazla etki bırakan müzisyenlerinden biridir o bundan dolayı.

Bir country ikonu olarak bilinse de rock and roll, rockabilly, blues, folk benzer biçimde birçok türü kapsayan geniş aralıklı bir müzik anlayışına sahipti.“I Walk the Line”, “Folsom Prison Blues”, “Ring of Fire”, “Man in Black” şarkıları ile karakterize olmuş derin bariton sesinde her daim bir tutam hüzün vardı. Bizlere refah veren bu esrarengiz ses, kendi iç huzurunu bir türlü sağlayamamış melankolik bir insanın iç sesiydi, acıları ruhunun derinliklerinden sızıp müziğine yansıyordu sanki.

Meşhur olmadan ilkin 5 yaşlarında ailesinin pamuk tarlasında şarkılar anlatmaya başladı. Ağabeyi Jack ile oldukca yakınlardı, fakat Jack bir testere kazası sebebiyle öldü ve bu vaka Johnny’nin ruhunda yaşamı süresince kanayacak bir yara açtı.

Johnny Cash ve Elvis Presley

Elvis Presley, Carl Perkins ve Jerry Lee Lewis ile beraber efsanevi Sun Records kayıt şirketinin “Milyon Dolarlık Dörtlü”sünden biriydi. Lewis ve Perkins’in yıldızı erken yıllarda sönmesi ve Elvis’in 42 yaşlarında yaşama veda etmesine karşın Johnny Cash ölümünden oldukca kısa bir süre öncesine kadar bile şöhretinden hiçbir şey kaybetmemişti. Bob Dylan’dan Willie Nelson’a kadar müzik dünyasının bir çok deviyle ortaklık yapmış oldu. Bunların en önemlisiyse muhtemelen onlarca kere Grammy ödülü kazanmış meşhur yapımcı Rick Rubin ile yapmış olduğu çoğunlukla cover parçalardan oluşan 5 albümdü. Cash, şarkıları süper ötesi coverladı ki onlara yeni bir kimlik kazandırdı, artık hepsi onun şarkısı oldu adeta. Nick Cave’in “The Mercy Seat”ini öyleki bir yorumlamıştır ki sonrasında Nick Cave konserlerinde şarkıyı “a song by Johnny Cash” diye takdim etmiştir.

İlk eşi Vivian ile boşanmalarının arkasından Nashville’e taşınıp June Carter ile evliliğe ilk adımını attı.

Johnny Cash ve eşi June Carter

1971 senesinde “Man in Black”i yayınladı. Konserlerinde hep siyah giyinmesinden adını alan albüm zaman içinde sanatçının lakabı olarak hafızalarda yer etti. Hatta yazdığı ilk otobiyografisi de bu başlıkla gösterildi. Cash’e niçin devamlı siyah giyindiği sorulduğunda güçsüzler, ezilmişler, umutsuzlar, hatalarının bedelini ödeyen mahkumlar için giydiğini söyler.

Johnny Cash’in Hapishaneye Gittiği Gün:

Johnny Cash, Folsom Hapishanesi’nde bir mahkumla tokalaşıyor.

Bundan 50 yıl ilkin Johnny Cash Folsom Hapishanesi kapılarına doğru yürüyordu. Bir katliam işlediği için değil, mahkumlara konser vermek için.

“Hello, I’m Johnny Cash.” diye mütevazı bir takdimle başladı. Elinde gitarla hapishane yemekhanesinin önünde durduğu o an hayatında ve kariyerinde bir dönüm noktası oldu. “At Folsom Prison” 60’lı yılların birçok hit albümü arasından en kişiseliydi kim bilir.

Kızı Rosanne Cash 40 yıl sonrasında o anı şöyleki konu alıyor:

Onun ışığa geldiği andı. Bu bir çelişki fakat doğru. Babamın yaşamını ve o anı düşündüğümde, gerçek kişiliğini oturtan o gücü görüyorum. Ve içinde ne kadar karanlık olursa olsun, bu ışıktı.

“At Folsom Prison” tüm zamanların en oldukca satan albümlerinden biri oldu. Bundan bu şekilde Johnny Cash; ezilenlerin koruyucusu, hırsızların ve katillerin şarkıcısı ve hapishane reformunun savunucusuydu. Folsom’dan sonrasında başka hapishanelere de gitmeyi kafasına koydu. 10 yıl süresince mahkumların kişisel İsa’sı oldu.

Cash’in yürümüş olduğu çizgi iyi ve kötüyü, masum ve suçluyu ayıran çizgiydi. Şimdi, 50 yıl sonrasında Folsom Hapishanesi’ndeki performansını dinlediğimizde dingin sesinin arkasındaki kuvvetli karakteri hissediyorsak bu yüzden.

Müzik Tarihinin En Hüzünlü Parçalarından “Hurt”:

100 kişiye “Hangi şarkı sizi ağlatabildi?” diye sorsak muhtemelen “Hurt” en popüler cevaplardan biri olurdu.

Orijinal olarak bir Nine Inch Nails şarkısı olsa da Johnny Cash’in yorumu ve ikonik video klibiyle oldukca değişik bir ruh kazanmıştır. Rick Rubin videonun artık “tarihsel bir belgesel” bulunduğunu öne sürüyor ve devam ediyor:

İlk izlediğimde ağladım. 2 saatlik bir film süresince insanlara bu şekilde bir duygu yaşatabilirseniz bu mükemmel bir başarı olurdu. Bunu 4 dakikalık bir müzik videosuyla yapabilmek ise şok edici.

Kalpleri parçalayan video klip yaşamın geçiciliğini ve ölümün acımasızlığını gözler önüne serer. Buruk bir veda niteliğindedir, şarkının bitişiyle piyanosunu kapatan Johnny Cash’i görünce bir devrin hatta bir felsefenin sonlandığını hissederiz.

Çekimlerin tamamlanmasından 3 ay sonrasında eşi June Carter vefat etti.

Eşi öldükten 2 ay sonrasında Cash bu notu yazdı.

“11 Temmuz 2003

Öğle vakti

June Carter’ı seviyorum, seviyorum. Evet seviyorum. June Carter’ı seviyorum. Ve o da beni seviyor.

Fakat şimdi o bir melek ve ben değilim. Şimdi o bir melek ve ben değilim.”

Ve bundan 2 ay sonrasında da Johnny Cash de sessiz bir şekilde hayata veda etti.

Üzücü bir dipnot: Klipte gördüğümüz Cash’in 30 senelik evi 2007 senesinde yanıp kül oldu.

Daha fazlası için, Johnny Cash ve eşi June Carter’ın ölmeden ilkin kendilerini canlandırmaları için Joaquin Phoenix ve Reese Witherspoon’u hususi olarak seçtikleri biyografik “Walk the Line” filmini şiddetle tavsiye ediyoruz.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir