Ana Sayfa / Kitaplar / Kardeşimin Hikayesi

Kardeşimin Hikayesi

Zülfü Livaneli – Kardeşimin Hikayesi Özeti

Modern Türk Edebiyatı kategorisinde yer edinen Kardeşimin Hikayesi, Doğan Kitap etiketiyle çıktı. 330 sayfa uzunluğunda olan romanla ilgili yapılabilecek ilk yorum Zülfü Livaneli‘nin sanki ‘çağıl binbir gece masalları’ını anlattığı yönünde olabilir. Yazar, kalemiyle bir kez daha okuru aşkın kıyısında dolaştırmayı başarıyor.

Livaneli, suskunluğunu Kardeşimin Hikayesi ile bozdu ve Serenad’dan sonraki suskunluk dönemine direnme son kitabında oldukca şey anlatmaya çalışıyor. Söz mevzusu eserde yazarın esrarengiz anlatımı ve yaşamı sorgulamaları gene karşımıza çıkıyor; okuru alıp başka diyarlara götürmeye devam ediyor. Kardeşimin Hikayesi’nde Livaneli, garip bir halde Aşk’ın zannedildiği şeklinde zirvedeki mutluluk olmadığını, böyle bir durum vaad etmediğini -bunu o şekilde zannedenlerin yüzüne- bir şamar şeklinde iniyor.

Kardeşimin Konusunda aşk var, aşkın aşkın sınır tanımazlığı var, aşkın insanı sarhoş eden yanı var sadece aşkla birlikte gelen karmaşıklık da inkar edilmiyor.

Nisan 2013’te piyasaya sunulmuş olduğu halde ayın oldukca satan kitaplar sıralamasında zirveye oturmayı başaran Kardeşimin Hikayesi‘nin içinde ne olduğu şöyleki:

Öykü, minik ve sakin bir balıkçı nahiyesinde geçmektedir. Genç bir bayan bir adam öldürmeye kurban gitmekte, bu korkulu vaka da romanın başlangıcı teşkil etmektedir. Söz mevzusu katliam birbirinden habersiz iki insanoğlunun da yollarının kesişmesini elde edecektir. Emekli inşaat mühendisi adam ile genç gazeteci kız bu vesileyle tanışacaklardır. Çağıl Binbir Gece Masalları olarak tanımlanan Kardeşimin Hikayesi’nde öykü içinde öykü yer almakta, okur gerçeklik ile kurgu içinde dolaştırılmaktadır.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye çağrı eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair olağanüstü bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, şüphe ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

Kitabından:

”Mantıksız şeklinde geliyor fakat o sabah uyandığımda garip bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz’in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu tenha köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğundan burada insanların heyecanla konuşacağı vakalara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler şeklinde sessiz bir şekilde akıp gitmesi gerekirdi fakat galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir katliam haberi alacağımı bilmiyordum normal olarak fakat bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir