Ana Sayfa / Kitaplar / İNTERNET ÇAĞINDA SANAT

İNTERNET ÇAĞINDA SANAT

Koç Üniversitesi Yayınları; sanat kuramcısı Boris Groys’un web çağlarında sanatı tartıştığı “Akışta” ve Winchester Sanat Okulu’nun profesörlerinden Jussi Parikka’nın yazıya döktüğü “Medya Arkeolojisi Nedir?” kitapları ile Türkçenin sıradışı yapıtlarının bir araya getirilmiş olduğu “Garip Tesir” dizisi kapsamında Hakan Toker ve Pelin Kalp’in “Postu Çağıl Kızıl Tilki”sini ve Süreyyya Evren’in “Viyana Nokta”sını okurla buluşturdu.

Akışta: İnternet Çağlarında Sanat

Koç Üniversitesi Yayınları, Sanat kategorisinde Akışta: İnternet Çağlarında Sanat adlı kitabı yayımladı.

Karlsruhe’deki Sanat ve Medya Teknolojisi Merkezi’nde Güzel duyu, Sanat Zamanı ve Medya Kuramı profesörü ve 2005’ten bu yana NYU Sanat ve Bilim Fakültesi’nde ordinaryüs profesör olan Boris Groys’un yazıya döktüğü ve çevirisini Ebru Kılıç’ın yapmış olduğu kitap raflardaki yerini aldı.

Ünlü sanat kuramcısı Boris Groys, Akışta adlı kitabında “her insanın sanatçı her şeyin sanat” olabileceğini öne devam eden 20. yüzyıl sanat anlayışının “direkt gerçekçilik” söylediği tavra yol açtığını söylüyor: Nesneler değil, pratikler üretmek. Bu zamana direnmeye çalışmayan, şimdinin akışına kapılıp gitmeye razı yeni sanat, nesneleri muhafaza ederek zamanı dondurma ilkesine bağlı müze kurumuyla açıkça çelişiyor. Müzelerse yok olmak, hatta azalmak şöyleki dursun, daha da kuvvetli ve yaygın bir halde sanat dünyasındaki egemenliğini sürdürüyor.

Groys bu çelişkiyi ve yarattığı gerilimleri, Rus avangardından kavramsal sanata, İlya Kabakov’un enstalasyonlarından Google ve WikiLeaks benzer biçimde günümüzün tartışılması ihtiyaç duyulan taze fenomenlerine kadar birçok mevzuya uğrayarak ele alıyor.

Medya Arkeolojisi Nedir?

Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafınca Medya ve İletişim kategorisinde piyasaya sürülen Medya Arkeolojisi Nedir adlı kitap raflardaki yerini aldı. Southampton Üniversitesi Winchester Sanat Okulu’nda profesör olan Jussi Parikka’nın yazıya döktüğü kitap, Ebru Kılıç tarafınca Türkçeye çevrildi.

Jussi Parikka mevzuya dair en güncel ve kapsamlı emek harcama olan Medya Arkeolojisi Nedir’de yaşamımızı idame ettirirken kullandığımız ifadelerin ya da medya vasıtasıyla yaşanmış olan pratiklerin varoluş koşullarını araştırıyor. Bu temel probleminin peşine düşen Parikka, medya arkeolojisinin gündelik hayata kök salmış bulunduğunu vurguluyor.

Parikka medya arkeolojisinin, geçmişteki yeni medyaya ilişkin iç görülerle yeni medya kültürlerini araştırmanın bir yolu olarak ortaya çıktığını gösteriyor. Bunu yaparken Steampunk kültüründen Kendin Yap ruhuna, geleneksel olarak öne çıkan iki teorisyen Michel Foucault ve Friedrich A. Kittler’den ayrıksı Walter Benjamin’e, toplumsal medyadan düşsel medyaya kadar geniş bir alanı kazıyor.

Parikka medya arkeolojisinin tarihini anlatmanın yanı sıra kendi kuramsal yaklaşımını da ortaya koyuyor. İletişim medyasının kontakt dışı olanın, şu demek oluyor ki parazit ve gürültünün bakış açısından iyi mi görünmüş olduğu sorusunun peşine düşüyor. Ağ toplumu ve dijital kültür arkeolojilerinde dışarıda bırakılanları, anomali olarak değerlendirilenleri mevzu alan bir medya arkeolojisi kazısı için, iletişimin yumuşak karnına bakmak icap ettiğini konu alıyor. Böylece bizi spam’in, gürültü, parazit ve bağlantı kopukluğunun haritasını çıkarma faaliyetine katıyor.

Postu Çağıl Kızıl Tilki

“Garip Tesir” adını taşıyan dizisiyle, dünden bugüne Türkçenin sıradışı yapıtlarını bir araya getiren yayınevi, Hakan Toker ve Pelin Kalp’in yazıya döktüğü Postu Çağıl Kızıl Tilki adlı kitabı da okurla buluşturdu.

Postu Çağıl Kızıl Tilki, kurguda ve hayatta ayaklarımıza dolanan tesadüflerin izini sürerken alttan alta “Postmodern olmak adına ne kadar ileri gidilebilir?” sorusuna cevap arıyor. Postu Çağıl Kızıl Tilki, gene bir rastlantı eseri yazgıları kesişen ve sayfalar ilerledikçe hangisinin gerçek hangisinin tasarı bulunduğunu anlamanın gittikçe zorlaştığı Pelin Kalp ve Hakan Toker’in hikâyesini konu alıyor.

Pelin Kalp ve Hakan Toker, sınıflandırılması oldukça zorluk derecesi yüksek bu anlatıda modernizm ve postmodernizm benzer biçimde edebiyatın son yüz yılını meşgul eden akımların altından girip üstünden çıkarken kimi gerçek kimi düşsel onlarca yazarı da kurgusuna çağrı ediyor. Edebiyat yaşamına boylu süresince gerilen örümcek ağlarının üstünde gezinen kitap, okur-metin ilişkisinden kadın-erkek ilişkilerine birçok değişik mevzuya değiniyor.

Viyana Nokta

Yayınevi gene “Garip Tesir” adlı diziden Süreyyya Evren’in yazıya döktüğü “Viyana Nokta”yı da yayınladı.

Kurgusunu, Osmanlı İmparatorluğu’nun Viyana Kuşatması üstüne yerleştiren kitap, parçalı anlatılarla postmodern, fantastik bir zamanı roman olma özelliği taşıyor.

Birçok değişik kesimden birçok değişik karakter barındıran ve yeniçeriler, dilenciler, şairler, sanatkârlar, büyücüler ve bilim insanlarıyla dolup taşan roman, sonu gelmeyen Viyana Kuşatması esnasında padişahın sabrını yitirerek Viyana şehrinin ruhunu çağırmaya karar verişini konu alıyor. Fakat işler beklendiği benzer biçimde gitmiyor, artık nerede bir hata yapıldıysa önceki Viyana kuşatmalarının ruhu geliyor.

Viyana Nokta bir taraftan Süreyyya Evren romanında bir dönüm noktasını işaretlerken bir taraftan da alışılmadık ilerleyişi, deneysel yapısı ve toplumsal göndermeleriyle Türk edebiyatında örneksiz bir yere yerleşiyor.

 Kaynak : https://www.cnnturk.com/kultur-sanat/kitap/internet-caginda-sanat-akistada

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir