Ana Sayfa / Biyografi / İbn-İ Sina nın hayatının özeti kısa

İbn-İ Sina nın hayatının özeti kısa

İbn-İ Sina biyografisi oldukca kısa,

İbn-İ Sina kimdir özetlemek gerekirse yaşam öyküsü

Büyük islam alimi ibni sina,islam düşüncesinde Farabi’yle başlamış olan Aristotelesçi (Meşsaî) felsefe geleneğinin en yetkin temsilcisidir.

İbn-i Sina, Kuşyar isminde bir hekimin yanında tıp eğitimi aldı.

Değişik mevzular üstüne 240’ı günümüze gelen 450 kadar yazı yazdı.

Elimizdeki yazıların 150 tanesi felsefe 40 tanesi de tıp üzerinedir.

Eserlerinin en ünlüleri felsefe ve fen mevzularını içeren oldukca geniş bir emek verme olan Kitabü’ş-Şifa (İyileşme Kitabı) ile El-Kanun fi’t-Tıb’dır (Tıbbın Kanunu).

Bu ikincisi ortaçağ üniversitelerinde okutulmuştur.

Hatta bu yaratı Montpellier ve Louvain’de 1650 yılına kadar ders kitabı olmuştur.

EĞER DAHA UZUN BİR BİYOGRAFİ İSTİYORSANIZ BUYRUN AŞAĞIDA DETAYLI HAYATI VERİLMİŞTİR. 

İbni Sina

Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik şeklinde informasyon ve becerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn-i Sinâ (980-1037), matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları; astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması mevzularıyla ilgilenmiştir.Astroloji ve simyaya saygınlık etmemiş, Dönüşüm Kuramı’nın doğru olup olmadığını yapmış olduğu deneylerle araştırmış ve doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

İbn-i Sinâ‘ya bakılırsa, her element bir tek kendisine özgü niteliklere haizdir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden altın ve gümüş şeklinde daha kıymetli metallerin elde edilmesi mümkün değildir.

İbn-i Sinâ, mekanikle de ilgilenmiş ve bazı yönlerden Aristoteles’in hareket anlayışını eleştirmiştir.

Aristoteles, cismi hareket ettiren kuvvet ile cisim arasındaki temas ortadan kalktığında, cismin hareketini sürdürmesini elde eden etmenin ortam, şu demek oluyor ki hava bulunduğunu söylüyor ve havaya, biri cisme direnme ve diğeri cismi taşıma olmak suretiyle birbiriyle bağdaşmayacak iki vazife yüklüyordu.

İbn-i Sinâ, bu çelişik durumu görmüş, yapmış olduğu gözlemler esnasında hava ile rüzgârın güçlerini karşılaştırmış ve Aristoteles’in haklı olabilmesi için havanın şiddetinin rüzgârın sertliğinden daha çok olması gerektiği sonucuna varmıştır.

Oysa bir ağacın tanıdığından geçen bir ok, ağaca değmediği sürece, ağaçta ve yapraklarında en küçük bir kıpırdanma yaratmazken, rüzgâr, ağaçları sallamakta ve hatta kökünden kopartabilmektedir; öyleyse havanın sertliği, cisimleri taşımaya kafi değildir.

İbn-i Sinâ, her şeyden ilkin bir hekimdir ve bu alandaki çalışmalarıyla tanınmıştır.

 Tıpla ilgili birçok yaratı kaleme almıştır; bunlar içinde bilhassa kalp-damar sistemi ile ilgili olanlar dikkat çekmektedir.
Sadece, İbn-i Sinâ dendiğinde, onun adıyla özdeşleşmiş ve Batı vatanlarında 16. yüzyılın ve Doğu vatanlarında ise 19. yüzyılın başlarına kadar okunmuş ve kullanılmış olan “el-Kânûn fî’t-Tıb” (Tıp Kanunu) adlı eseri akla gelir.Beş kitabından oluşan bu ansiklopedik eserin birinci kitabı, anatomi ve koruyucu hekimlik, ikinci kitabı rahat ilaçlar, üçüncü kitabı patoloji, dördüncü kitabı ilaçlarla ve cerrahi yöntemlerle tedavi ve beşinci kitabı ise çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili detaylı bilgiler vermektedir.

İbn-i Sinâ’nın söz mevzusu eseri incelendiğinde, mevzuları dizgesel bir halde incelemiş olduğu görülür.

Tarihte ilk kez, tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak değerlendiren İbn-i Sinâ, cerrahi tedavinin sıhhatli olarak yürütülebilmesi için anatominin önemini bilhassa vurgulamıştır.

Dirimsel tehlikenin devasa yükseklikte olmasından dolayı pek gözde olmayan cerrahi tedavi ile ilgili örnekler vermiş ve ameliyatlarda kullanılmak suretiyle bazı aletler önermiştir.

Gözle de ilgilenmiş olan İbn-i Sinâ, periyodunun seçkin fizikçilerinden İbn-i Heysem şeklinde, Göz-Işın Kuramı’nı savunmuş ve üst göz kapağının dışa dönmesi, devamlı beyaz renge yada kara bakmaktan meydana gelen kar körlüğü şeklinde daha ilkin söz mevzusu edilmemiş hastalıklar hakkında da detaylı açıklamalarda bulunmuştur.

İbni Sinaİslam fikir tarihinin en büyük isimlerinden olan İbni Sina’nın bu seçkinliği, birçok yönden özgünlük taşıyan, detaylı ve muhteşem bir sistemle sunulmuş felsefesinden ileri gelir.

İbni Sina, ilahiyattan terbiye ve siyasete kadar felsefenin o dönemdeki tüm disiplinlerini ele almış; ek olarak başta tıp olmak suretiyle, pozitif bilimlerde de söz sahibi olmuştur.

Helenistik dönemde yeni Platoncu bir kimliğe büründürülmüş olan Aristotelesçiliği, felsefe yöntem ve ölçüleri içinde kalmış olarak İslami bir söylemle ortaya koymaya çalışmış; Gazali, Fahreddin Razi, İbni Teymiyye şeklinde İslam dünyasında oldukca etkin olan bilginlerin ağır eleştirilerine rağmen «eş-Şeyhu’r-Reis » (baş üstat) ünvanını tüm dönemlerde korumuş; tıpta ise modem tıbbın doğuşuna kadar Doğu ve Batı’da otorite sayılmıştır.

BAŞLICA ESERLERİ :


El-Kanun fi’t-Tıb (“Hekimlik Yasası”); Kitabü’l-Necat (“Kurtuluş Kitabı”); Risale fi-İlmü’l-Terbiye (“Terbiye Mevzusunda Kitapçık”); İşarat ve’l-Tembihat (“Emareler ve Ikazlar”); Kitabü’ş-Şifa (“Sıhhat Kitabı”).

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir