Ana Sayfa / Albümler / Haftanın Albüm Önerisi: Rubber Soul (The Beatles, 1965)

Haftanın Albüm Önerisi: Rubber Soul (The Beatles, 1965)

Birkaç senede tüm dünyayı alt üst etmiş, müzik tarihindeki birçok “ilk”in mimarı, üyelerinin yaşam tarzları ve hızlıca değişen yaşam görüşleriyle, üstüne pek fazla yorum yapılamayacak bir grup The Beatles.


Ekip elbiseli şeker çocuklardan çatılarda yasak konserler vermeye, protestliğe ve hemen sonra grup dağıldığında Imagine‘a, God‘a, Working Class Hero‘ya kadar uzanan bir değişiklik. Gelmiş geçmiş en başarıya ulaşmış ve yaratıcı şarkı yazarlarından birkaçını içinde barındıran bir gruptan söz ediyorsak, basit bir beyinden beklenecek tutarlılığı görememek de düzgüsel olsa gerek. John Lennon‘ın bunda oranı büyük bildiğiniz benzer biçimde. Esasen son dönemlerde rahmetli, Paul McCartney‘e “Sen de hala otur aşk şarkıları yaz!” diye kızarmış.

Hayranlığımızı güzel açıklayan bir alıntıyla kısa keselim, “Ne dinlersem dinleyeyeyim, üstüne The Beatles dinlediğimde gene dünyanın en iyi grubu oluyor.”

Bu hafta sizlere neredeyse tüm şarkıları hit olan, The Beatles’ın psychedelic evrimini başlatan, basları nispeten yüksek, 1965 tarihindeki Rubber Soul albümünü YouTube linkleriyle (en sonda albümün Spotify linki de mevcut) önermek istedik.
Derhal geçelim!

1- Drive My Car (2:29)

Bir parça Paul McCartney ya da John Lennon bestesi ise yada ortak emek verme ise, bu parçanın hakları Lennon/McCartney olarak kredileniyordu The Beatles’ta. Güzel bir çözüm, polemiğe yer vermiyor. Kimin yazdığını öğrenmek isteyenlere bir tüyo; parçada ana vokal kim ise, çoğunlukla aslolan besteci de o oluyor.
Drive My Car da Lennon/McCartney imzalı mükemmel bir açılış parçası. Paul tesirleri ağır basıyor. Enerjisi bolca, riff oldukça tatlı. Yıldız olmak isteyen bir kızla karşılaşan Beatle’ın macerası.

2- Norwegian Wood (2:05)

Dinlendirici bir Lennon bestesi. Flörtünün evinde kanepede şarap içerlerken aklına gelmiş olmalı. Gerçi, evliydi o zamanlar!

3- You Won’t See Me (3:20)

YouTube’da albüm versiyonu bulunmuyor. McCartney’den canlı bir performans paylaşacağız. Buram buram McCartney kokan bir The Beatles bestesi. Çoklu vokaller gene çok büyük. John ve George’un sempatik back vokalleri ayrı bir hava katıyor bölüme.

4- Nowhere Man (2:44)

John Lennon bu parçada gene birilerini gömüyor. Kendisi mi, Bob Dylan mı, bir nesil mi… Klasik Lennon işi: Bir ihtimal tamamen öylesine yapmış oldu.
“Isn’t he a bit like you and me?”

5- Think For Yourself (2:19)

George Harrison imzalı parça, Harrison’ın iki büyük deha arasından sıyrılabilip başarıya ulaşmış işler de yapabildiğini kanıtlar özellikte. Üç yıl sonrasında da While My Guitar Gently Weeps gelecekti örnek olarak.

6- The Word (2:43)

Ortak bir emek verme olan The Word’de bahsi geçen kelimemiz doğal ki “aşk”. Beatles’ın “love” çılgınlığının kırıntıları olsa gerek; daha eski albümlerinde içinde aşk geçmeyen parça bulmak zor. Tüm albümde olduğu benzer biçimde gitarlar ve bas gene mükemmel. Hiçbir parça zayıf beste denilip de bırakılmamış. Hoş bir remix versiyonunu paylaşalım.

7- Michelle (2:42)

Iyi mi tanım edilebilir bilemiyoruz bu aşamada. Muhteşem bir Lennon/McCartney bestesi. Şarkının birçok noktasının yazarı olmakla beraber Paul, köprü mevzusunda sorun yaşayıp John’a danışıyor. O da dehasını konuşturuyor normal olarak ve şarkının eğer olmazsa olmazı “I love you, I love you, I love you” kısmını yaratıyor.
Şarkının geçtiğimiz yıllarda Paul McCartney tarafınca Beyaz Saray’da Michelle Obama’nın karşısında icra edilmiş olduğu performansı da ne olursa olsun izlemelisiniz.

“Ümit ederim başkan bizlere kızmaz.”

8- What Goes On (2:49)

Davulcu ve grubun sessizi Ringo’yu vokallerde gördüğümüz bir Lennon/McCartney bestesi. Keyifli. Eski dönem Beatles’ı -1963 gibi- oldukça anımsatıyor.

9- Girl (2:32)

Paul Michelle’i yazmış, John durur mu? Minimum Michelle kadar başarıya ulaşmış, muhteşem bir The Beatles klasiği.
Kayıt kalitesinden pek belli olmasa da; birinci dakikayla beraber giren back vokallere dikkat ederseniz, Paul ve George’un John’a gıcıklık olsun diye “tit tit tit” (meme) söylediğini duyabilirsiniz.

10- I’m Looking Through You (2:26)

McCartney’nin üstün besteciliğini her yönüyle ortaya koyan bir başka parça. Dile dolanırlığı en yüksek parça olmasa da, dikkatle dinlendiğinde bilhassa vokal anlamında gelecekteki Paul’a dair ipuçları veriyor.

11- In My Life (2:26)

John’un döktürdüğü bir başka klasik.
Şu anda bir taraftan da arkadan çalan bu albümü incelerken, ister istemez “iyi mi bir araya gelmiş bu kadar iyi parça” diyor insan. Hislerimizi de paylaşalım.

“Some are dead and some are living,
In my life
I’ ve loved them all.”

12- Wait (2:15)

Lennon bestesi benzer biçimde durmakla beraber, sonradan ortak emek verme ürünü bulunduğunu anlayabileceğiniz bir başka parçamız. Bilhassa 00:43’le beraber giren Paul, şarkının seyrini aniden değiştiriyor. Oldukca rahat görünen bu nüanslar aslına bakarsak bugünlerde dinlediğimiz değişik rock türlerinin fitilini ateşleyen sesler.

YouTube’da yalnızca cover versiyonları bulunuyor. Spotify üstünden dinleyebilirsiniz.

13- If I Needed Someone (2:22)

Albümdeki ikinci ve son Harrison bestesi. Paul McCartney’nin basları ve tüm çoklu vokalleri hazırladığını unutmamak lazım, bir çok Beatles eserinde olduğu benzer biçimde, keyifle dinlenebilirlik yönünü veren noktalar bunlar oluyor bölüme.
Sonradan Harrison, her şarkısına garip baslar ekleyen Paul’a patlıyor normal olarak (Something, 1969) fakat bizce oldukça güzeller.

14- Run For Your Life (2:21)

Kapanış parçamız, albüme 14 şarkı gerekirken elinde 13 parça olan grup “Ne yapsak?” diye düşünürken John Lennon’ın devreye girip birkaç dakikada yazdığı söylenen bir parça.

“Oracıkta üfleyiverdiğim bir şarkıdır.”

John’un maço yönünü gözler önüne seren bir parça bulunduğunu da belirtelim. Bayağı bayağı öyleymiş.

Spotify;

 

Haftanın albüm önerisi içeriğimizin sonuna geldik dostlar. Umarız bu dünya klasiği sizin de hoşunuza gider. Mutlu günler!

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir