Ana Sayfa / Galeri / Ermitaj Müzesi’nde Sergilenen Göz Alıcı 10 Sanat Eseri

Ermitaj Müzesi’nde Sergilenen Göz Alıcı 10 Sanat Eseri

1764 senesinde Çariçe II. Katerina, Gotzkowsky isminde Berlinli bir tüccardan tablolar satın almaya başladı. Avrupa’nın her köşesinden tüccarlarla çalışan Büyük Katerina yüzlerce tabloyu kendi bünyesinde bir araya getirdi.

Koleksiyonda Rembrandt (13 yapıt), Rubens (11 yapıt), Jacob Jordaens (7 yapıt) ve Raphael (2 yapıt) benzer biçimde oldukça mühim sanatçıların tabloları bulunmaktadır.

Bu koleksiyonun tamamen derlenmesinin arkasından 1767-1775 yılları aralığında St. Petersburg’da Kış Sarayı’nın ilkin Cenup Pavyonu sonrasında da Şimal Pavyonu yapılmış ve ilave bazı tadilatlarla bu galeri birleştirilmiştir. Bu tadilatlardan sonrasında Katerina koleksiyonuna ortalama 900 tablo ve oldukça sayıda heykel katmıştır. Müze şu an Kış Sarayı’nın tamamını kapsamaktadır. Bu koleksiyonların halka arzı 1852 senesinde gerçekleşmiştir.

Bu görkemli müzede bulunan göze çarpan 10 eseri sizler için derledik.

1) Leonardo da Vinci – Meryem ve Çocuk İsa (1490)

Leonardo, 1500 senesinde Floransa’ya geri dönmeden ilkin bu eseri tamamlamıştır. Bu eserde Bebek İsa’yı çizenin ve resmin çoğunu boyayanın aslına bakarsak Leonardo’nun çırağı Boltraffio olduğuna dair bazı söylentiler olsa da Lorenzo ve Alfonso Litta isminde iki kardinal için yapılmış bu yapıt şu anda Da Vinci imzası ile sergilenmektedir.

2) Antonio Canova – Üç Güzeller (1813-1816)

Yunan Mitolojisinden esinlenerek, Zeus ve Eurynome‘un üç kızı olan Euphrosyne, Aglaia ve Thalia‘yı temsilen yapıldığını savunanların yanı sıra Çağdaşçılar bunun üç güzel kadının bir güzellik yarışmasındaki halini tasvir ettiğini düşünmektedirler. Canova’nın “Güzelliğin kendisinden bile daha güzel” diye nitelendirdiği bu yapıt müzenin en oldukça ilgi çeken parçalarından biridir.

3) Camille Pissarro – Bir Kış Sabahı Montmartre Bulvarı (1897)

İzlenimciliğin muhteşem bir temsilcisi olan Pissarro, sıhhat sorunları sebebiyle rüzgarlı ve soğuk havaları asla dışarıda seyredemedi. Eserlerinin çoğunda ressamın penceresinden bulvara, sokağa ya da bir şeye bakışını görürüz. Sanatını daima bir pencere ardında yapabileceğini fark edince Pissarro, bu durumda olsa bile elinden gelenin en iyisini yapmak istemiş ve senelerce değişik şehirlerde değişik caddelerde odalar kiralayarak sokakların, meydanların, kent silüetlerinin resimlerini yapmıştır.

4) Rembrandt – Savurgan Oğul’un Dönüşü (1663-1669)

Rembrandt’ın son sözleri olarak malum bu yapıt Hristiyan kültüründe merhametin tezahürünü (İncil’de Luka’ya gore: (15:11-32) Mesih ızdırap çeken oğul ile ilgili bilgiye erişmiştir) işlemektedir. Burada bahsi geçen mevzu ise şöyledir. Babasının servetini alıp evden kaçan oğul seneler sonrasında hastalık ve yoksulluk içinde eve geri döner. Bu esnada babası yaşlanmış hatta döktüğü gözyaşları sebebiyle körleşmiştir. Sadece adam geri dönen oğlunu derhal affetmiştir, bu da bizlere Tanrı merhametini çağrıştırmalıdır. “Geç de gelse özür ile geleni affetmeliyiz şundan dolayı bizlere gelen de tıpkı oğul benzer biçimde ilkin kayboldu, sonrasında bulunmuş oldu ve huzurumuza pişmanlıkla ile geldi.”

5) Vincent Van Gogh – Spectators in the Arena at Arles (1888)

Van Gogh’un Arles’ten yazdığı mektuplarla beraber incelendiğinde bu eserin şehrin büyük çoğunluğunun Roma Arenasında boğa güreşleri izlemeye gittiği bir günden esinlenerek yapıldığını anlayabiliyoruz. Renklerin ani yanıp sönmeleri, sol alttaki kadının yüzünün dışarıya dönük oluşu ve gene aynı kadının memnuniyetsiz bakışı Van Gogh’un kendi his dünyasının görünüşteki coşkudan uzaklaştığını bizlere açıklar niteliktedir.

6) Rembrandt – Flora (1634)

Rembrandt, karısı Saskia van Uylenburgh‘u üç kez (1634,1635,1641) “Çiçeklerin ve Baharın Tanrısı Flora” olarak boyadı. Evliliklerinin hemen hemen başlarında yapmış olduğu bu tabloda meşhur ressamın eşine olan aşkını ve hayranlığını görüyoruz.

7) Edgar Degas – Place de la Concorde (1876)

Degas, bir çok eserinde olduğu benzer biçimde bu parçada da çağıl bir şehrin görüntüsünü resmetmiştir. Görselde, yüksek ihtimalle İkinci Dünya Savaşı sonrası yıkılmış olan bir bulvarda Baron Lepic ve kızlarının gezintiye çıktığını görüyoruz. Lepic sanat uzmanı ve köpek eğitmenidir. Ağzındaki puro ise –Lepic’in yalnızca mutlu olduğunda içtiği bilinmiş olduğu için– bu gezinti kesintinin mutlu bir anı bulunduğunu açıklamaktadır.

8) Leonardo da Vinci – Benois Madonna (1478)

Meryem ve Çocuk İsa‘yı işlemektedir. Bu eserde gerçekçiliğe uygar eserlerde bile görülemeyecek kadar oldukça rastlıyoruz. Bunu elde etmek için Da Vinci’nin birkaç yıl süresince gözlem ve emek harcama yapmış olduğu söylenir. Oyuna dalmış Meryem ve minik çocuğunu özetleyen bu tablo zaman içinde yıpranıp bazı boyalı kısımlarını yitirmiştir.

9) Vincent Van Gogh – Geceleyin Beyaz Ev (1890)

Van Gogh ölümünden yalnızca bir ay ilkin yapmış olduğu bu tabloda daha ilkin ‘Blossoming Chestnut Tree‘ adlı eserinde de işlediği beyaz evi resmetmiştir. Sıçrama yaparak öteki renklere gore tamamen uyumsuz kırmızıyla boyanmış ve sonraları iki tane göz benzer biçimde yorumlanmış olan pencereler sanatçının son döneminde kendi içinde hissettiği gerginliği yansıtmaktadır.

10) Giorgione – Judith (1504)

Tam adıyla Giorgio Barbarelli da Castelfranco bu eseri hemen hemen 26 yaşlarındayken tamamlamıştır. Eski Ahitte anlatılan bir hikâyeden esinlenen Giorgio, renk seçimleriyle de kendinden sonrasında yaşamış tüm sanatçıları etkilemeyi başarmıştır. Şehrini Assur istilasından kurtaran Yürekli Dul’u, Komutan Holofernes’in başını keserken resmeden Giorgio; eserinde kılıcın değil, güzelliğin aslolan tabanca bulunduğunu vurgulamak istemiştir.

BONUS BİLGİ:

Ermitaj (Hermitage), inziva anlamına gelen ‘Ermit’ kelimesinden türetilmiştir. Şu demek oluyor ki Ermitaj, inziva yeri ya da inziva yurdu olarak çevrilebilir.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir