Ana Sayfa / Akustik / Elton John Soruyor, Eminem Cevaplıyor

Elton John Soruyor, Eminem Cevaplıyor

Geçtiğimiz hafta 15 Aralık’ta Revival adlı yeni albümünü çıkaran Eminem, albümün promoları esnasında The Interview dergisine bir röportaj verdi. Hem de soruları basit bir isimden almadı; soruları Slim Shady’e meşhur İngiliz sanatçı ve bununla birlikte Eminem’in yakın dostu Elton John hazırladı! Ikimiz de bu röportajı Türkçe bir halde sizlere sunuyoruz.

Eminem röportajda kariyerinden, hayatından ve yeni albümünden bahsederken hakkaten keyifli bir röportaj ortaya çıkmış. Bununla birlikte röportaj için de muhteşem bir fotoğraf çekimi yapılmış, bu tarz şeyleri da sizlerle paylaşmak istiyoruz. İyi okumalar!

JOHN: Merhaba, Marshall.

EMINEM: Merhaba, nasılsın seni puşt?

JOHN: Gerçek anlamda iyiyim, seni yaşlı piç. Hala Detroit’te misin?

EMINEM: [gülüyor] Evet.

JOHN: Yeni albümün çıkmak suretiyle, heyecanlı olmalısın. Bana birazcık bundan bahset.

EMINEM: Albüm üstünde bir yılı aşkın bir süredir çalışıyordum. Bu işlerin iyi mi yürüdüğünü bilirsin- şarkıları yaparsın, fakat sonrasında yenilerini yaptığında bundan önceki yaptıkların eski olur ve onları çöpe atıverirsin. Albümün adı Revival. Albüm şu an bulunduğum yerin bir yansıması fakat ek olarak yaptığım şey sanki bambaşka bir türmüş benzer biçimde de hissediyorum doğrusu. Albümde herkesten bir şeyler olması için uğraştım.

JOHN: Düetler mevzusunda hakkaten iyisin. Biz seninle ilk kez Grammy Ödülleri‘nde 2001 senesinde benden Stan nakaratını seslendirmemi istediğinde tanışmıştık. Asla unutamayacağım derecede güzel bir performanstı.

EMINEM: Ben de asla unutamayacağım. Ayrıca o sırada hap almıştım.

JOHN: Haplı mıydın kısaca o süre?

EMINEM: Oh, doğal ki de seninle tanıştığımda hap atmıştım.

JOHN: Bir şey diyemiyorum. Açıkçası senden ve performansından oldukca etkilenmiştim. Şey sanki, performansın ellerim havadayken arkamda dalgalanan havalı saçmış gibiydi. Şu demek oluyor ki Mick Jagger’ı ilk kez görmek benzer biçimde örnek olarak. Doğrusu daha ilkin asla bu biçim bir rap performansında yer almamıştım. Bu yüzden fazlasıyla coşku vericiydi. Fakat sana “Eminem homofobik!” boku atıldığında, tek düşündüğüm ‘”Bunu doğru bulmuyorum, bu saçmalık.” olmuştu. Dik durmalı ve seni savunmalıydım. Bu Grammy performansı da şefkatli bir arkadaşlığın başlangıcı olmuş oldu. Bunun için minettarım.

EMINEM: Aynı şekilde ben de. Benim için oldukca deli bir andı. Tam olarak tanıştığımızda haplı olup olmadığımı hatırlamıyorum fakat tam olarak almaya başladığım zamanlardaydı.

JOHN: Fakat şimdi uzun süredir ayıksın.

EMINEM: Evet, dokuz yıl.

JOHN: Haplardan kurtuluşun benim günlüğümde içeriyor. Seninle hakkaten gurur duyuyorum. Ben 27 senedir temizim ve temizlendiğinde hakkaten bazı şeyleri değişik şekillerde görmeye başlıyorsun. Bu senin yaşamını daha da yönetim edilebilir bir hale getiriyor. Sen esasen çoktan bunun farkına varmışsın benzer biçimde görünüyor. Seninle konuştuğum süre bunu anlayabiliyorum.

EMINEM: Temizlenmek beni olgunlaştırdı. Sanki haplarlayken, geçen onca yıllara karşın kişilik olarak büyümüyormuş benzer biçimde hissediyordum.

JOHN: Ben de öyleki, fakat şu an olduğum yere gelebilmek için onları yaşamam gerekmişse, hakkaten fakat hakkaten minettarım. Fakat kimi zaman hala o bokları iyi mi yediğime inanamıyorum! Her her neyse, şimdi de bana hayatından bahset birazcık. Neredeyse her sanatçı şu günlerde Instagram yada Feysbuk’ta selfie paylaşıyorlar ya da devamlı gazetelerde manşet halindeler fakat sen bu şekilde değilsin. Sen gerçek anlamda rahat bir yaşam sürüyorsun. Geniş bir insan değilsin. İnsanlar senin hakkında her şeyi bildiklerini düşünüyorlar fakat senin hakkında aslen hiçbir şey bilmiyorlar.

EMINEM: Dre ile çalıştık üzün süre. İstersen buna motto diyebilirsin bilemiyorum fakat Dre; eğer hiçbir süre birilerinden uzaklaşmazsan o kişilerin seni özlemesi gerçek anlamda uzaklaşıyor. Fakat görüyorum ki insanoğlu uzaklaşma vakasını ‘Oh, o artık eskisi benzer biçimde popüler değil.’ şeklinde algılıyorlar. Ben sanki uzaklaşmazsam kafayı yiyecekmiş benzer biçimde hissediyorum. Devamlı spot ışıkları altında olmak hiçbir süre bana bakılırsa bir şey olmadı.

JOHN: Rap stilinden dolayı insanların senin günlük hayatta da agresif biri bulunduğunu düşünüyor. Fakat benim görüşüme bakılırsa aslen sen oldukça utangaç birisin. Şimdi kasedi başa saralım, The Slim Shady LP’ye. Bu albümü çıkardığın zamanlardaki esin kaynakların kimlerdi?

EMINEM: Bu probleminin cevabı kesinlikle Dre olmalı. Los Angeles’a gittiğim anlardan birini hatırlıyorum da, Interscope binasında Dre ve Jimmy Iovine (Interscope CEO) ile tanışmıştım. Son aşama garip ve gerçek dışı hissettirmişti. Dre içeri girdiğinde, bu sanki yaşanması asla mümkün olmayan bir deneyim gibiydi. Hayatım hiçbir süre muntazam ilerlemedi, fakat o beni Oakwood apartmanlarında bir daireye soktu, kiralarımı ödedi; böylece onunla kayıt altına girebildim. Aralıksız 48 saat süresince uyumayıp söz yazdığım ve sabahın altısında dağılmış bir halde bitirdiğim bir periyot olmuştu. Dre için hazır olmak istemiştim bundan dolayı ‘buna her yönüyle hazır olamazsam, şansımı kaçırabilirdim.’ diye düşünmüştüm.

JOHN: Dre’nin verdiği bu destek ve cesaret sana dünyaları vermiş olmalı. Genç bir sanatçı için bu tarz şeyleri bir başkasından almak son aşama mühim. Bu seni fazladan gaza getirmiştir herhalde, öyleki değil mi?

EMINEM: Kesinlikle öyleki. İlk stüdyoya girişimizde, 6 saat içinde üç ya da dört şarkı yaptık. Ve bana verdiği herhangi bir altyapı üstüne ya yazdıklarımı besteliyordum ya da yenilerini yazıyordum. Bu günün devamında, bana kendi sesimle yapabildiğim fakat daha ilkin farkına varmadığım şeyleri öğretmeye başladı. Role Model isminde bir şarkı yaptık ve şarkıda “Siz de benim benzer biçimde büyümek istemez misiniz?” şeklinde sesimi değiştirerek söylediğim bir kısım vardı. Fakat ben söyledikçe Dre, “Hayır olmadı, yeniden yap, yeniden yap.” Bu yüzden ben de yeniden yeniden yaptım ve son kez bağırarak söylediğimde Dre, “Vaka budur, tamamdır.” dedi ve şarkıyı tamamladık.

JOHN: Dre ile hala yakınsınız değil mi?

EMINEM: Evet.

JOHN: Sen bu şekildeki insanları kesinlike unutmuyorsun. Kimi zaman bu karşılaşmalar tamamen kısmet sonucu oluyor- tıpkı benim Bernie Taupin ile tamamen yanlışıkla karşılaşmam benzer biçimde. Bir süre ilkin söylediğin bir şeye dönelim, ortadan yitmek hakkında olan, Prince’in, Springsteen’in ya da Dylan’ın yapmış olduğu benzer biçimde. Onlar aslen hiçbir süre ortadan kaybolmadılar, insanoğlu onların yaptıkları şeylere karşı daima ilgiliydiler.

EMINEM: Normal olarak, bu işte inişler de var çıkışlar da. Benim asla kusursuz bir kariyerim olmadı. Geriye dönerek baktığımızda gurur duymadığım birçok albüm yayınladım. Fakat ek olarak hakkaten oldukca gurur duyduklarım da oldu doğal ki.

JOHN: İşte bu da sanatçı olmanın bir parçası esasen. Her seferinde kusursuz bir şeyler yazamayabilirsin. Şu sebeple eğer esasen bunu başarabilirsen insanüstü bir varlıksın anlama gelir. Kimi zaman bizlerin insan tarafı, başarısız olabilir.

EMINEM: Devamlı piyangoyu vuracaksın benzer biçimde bir durum söz mevzusu değil. İşte bu yüzden bir albüm kaydettiğimde 50’ye yakın şarkı hazırlıyorum. Her kayıt alışımda şarkılar daha da iyileşiyor. Eğer bir evvelkinden daha iyisini yapamamışsam, birkaç ay oyalanıyorum. Sonrasında onu önemsiz olarak görüyorum ve başka bir şarkı hazırlıyorum. Onu büyük olasılıkla de albüme koymuyorum.

JOHN: İnsanlara hep derim ki “Eğer hip-hop’tan anlamıyorsanız, kaydedilişini görmeniz gerekir.” Siz stüdyodayken -siz hip-hop’çıları kayıt alırken gördüm, Kanye West ve A Tribe Called Quest’in kayıtlarındayım- bu tamamen bambaşka bir departman. İnsanlar hip-hop’ı yargıladıklarında hakkaten üzülüyorum bundan dolayı ben tam anlamıyla hip-hop içindeki müzikaliteyi görebiliyorum.  Şu günlerde, hip-hop şarkıları dinlediğimde prodüksiyonu duyabiliyorum. Ve doğrusu bu büyük prodüksiyonları hissettiğimde hayrete düşüyorum.

EMINEM: Şarkıların yapımı esnasında tüm elementlerin uyumlu emek harcaması gerekiyor. İlk olarak altyapının sağlam olması gerekiyor, başlangıcımız kesinlikle bu. Müzikle başlıyorsun, fikirler sonrasında takip ediyor müziği. İkinci olarak kafiyeler gelmeye başlıyor aklına. Son olarak kaydediyorsun ve kimi zaman –bu bana oldukca olur- iş bittiğinde aklımda ilk düşündüğüm zamanki kadar güzel bir şey çıkmıyor ortaya.

JOHN: Ah, bu hakkaten oldukca sinir bozucu. Bundan nefret ediyorum!

EMINEM: Evet bundan dolayı oraya girip dinlemek için heyecanlanıyorum ve dinlediğimde tepkim ‘Aman Tanrım, bu gerçek aşırı boktan bir şey olmuş.’ oluyor.

JOHN: Peki günümüz hip-hop şarkılarını dinliyor musun?

EMINEM: Neredeyse çıkarılan tüm şarkıları dinliyorum.

JOHN: Şu sıralar kimler iyi iş çıkarıyor sana bakılırsa?

EMINEM: J. Cole. Travis Scott. Kendrick süper. Dostum Royce da 5’9 da mükemmel. Joyner Lucas hakkaten iyi. Tech N9ne da öyleki.

JOHN: Tech’in işlerini ben de seviyorum.  Fakat hadi gel senin şu Trump hakkında freestyle’ın The Storm –hani birilerinin kıçını kaldırıp da bir şeyler haykırabildiği, dünyayı yansıtabildiği freestyle- hakkında konuşalım. Söylediklerin birçok müzisyenin düşündükleriydi aslen, ben ise –bazı country sanatçılarını dışarıda tutarak- bazılarının yalnız kendilerini düşündüğünü düşünüyorum.  Kimi zaman kendi sisteminden dışarı çıkman gerekiyormuş benzer biçimde geliyor.

EMINEM: Bu benim son aşama tutkulu olmamla ilgili. Eğer tutkuyu hissedemiyorsam söz yazamam. Hiç kimseye de yazıyormuş benzer biçimde yapamam.

JOHN: Sormama izin ver, bu tamamen doğaçlamama mıydı yoksa daha ilkin bu tarz şeyleri yazdın da kafanda mı tutuyorsun?

EMINEM: Yazmıştım. Aslolan düşünce bu sözleri BET Ödülleri‘nde sahnede acapella olarak söylemekti. Aynı gün eve gittiğimde hepsini kağıda döktüm. Fakat son dakikada planlar değişti ve kayıt işini Detroit’te hallettik.

JOHN: Bence böylesi daha iyi olmuş.

EMINEM: Hayata geçirmeye çalıştığımız şeylerden biri Public Enemy’nin You’re Gonna Get Yours’unu yansılamak etmekti. Bunu fark edebilen birileri var mı bilmiyorum fakat bu yaratmaya çalıştığımız hislerden biriydi. Doğrusu benim aslolan endişem vermek istediğim mesajı verebilmek ve yazdıklarımı unutmadan doğru bir halde kaydedebilmemizdi. Akılda tutma kısmında bayağı zorlandım. Yeni bir şarkı yazarken devamlı bir hazırlık aşaması oluyor.

JOHN: Klibin setindekiler, daha ilkin sözleri duymuşlar mıydı?

EMINEM: Hayır, kimse duymamıştı.

JOHN: Söylenmesi ihtiyaç duyulan bir şey var. ABD’ya 1970’ten beri gidip geliyorum, bu yüzden orası benim ikinci evim benzer biçimde.  Fakat daha ilkin ülkenin asla bu şekilde bölündüğünü hissetmemiştim. Bu noktaya geleceğini asla düşünmemiştim ve bu da benim kalbimi acıtıyor.

EMINEM: Bu tamamen baskıya karşı dimdik durabilmekle ilgili. Demek istediğim, bu baskıya karşı ayakta kalabilmek tam olarak da şu anda ordudakilerin ve bu ülke için yaşamını feda etmiş kişilerin; kendi görüşleri olan, adaletsizlikleri protesto eden ve meydana getirilen hatalar karşısında susmayanlar için yaptıkları şey. Biz orduya saygısızlık yapmıyoruz, biz bayrağımıza saygısızlık yapmıyoruz, biz ülkemize saygısızlık yapmıyoruz. Fakat her insanın farkına varması için uğraştığımız boklar dönüyor ülkede. Ülkenin her kesimini temsil etmeyen bir başkanımız var. O bizce hepimizin lideri değil, yalnız bir kısmımızın öyleki. Kendi burnunun dikine gidiyor yalnız.

JOHN: Yapmış olduğu her şey tamamen kasıtlı aslen.

EMINEM: Seçmenleri oldukça, ülkedeki asla kimse sikinde olmayacak. Fakat tahmin edin ne oluyor? Trump’ın tahmin ettiğinden daha çok muhalif var. Ben hala ABD’nın yaşanabilecek en güzel ülke bulunduğunu hissediyorum. Bu benim görüşüm. Fakat halletmemiz, üstünde çalışmamız ve ülkeyi daha iyi bir yere getirmemiz için çözmemiz ihtiyaç duyulan problemler var.

JOHN: Bu yıl bazı festivallere katıldığını biliyorum. 2018’de de albüm için turlara çıkacak mısın?

EMINEM: Güvenli değilim, büyük olasılık mini turlar yaparız.

JOHN: Tur yapmayı seviyor musun?

EMINEM: Evvel oldukca zor oluyordu. Kariyerimin başlarında -işin daha oldukca eziyet benzer biçimde geldiği zamanlar- günde iki ya da üç kez sahneye çıkardım. Bu zordu bundan dolayı bir süre sonrasında sanki bir hayatınız yokmuş benzer biçimde hissetmeye başlıyorsunuz. Fakat işin gerçeği, sahneye çıkmayı seviyorum.

JOHN: Bu sahne işinin en zor kısmı gezi ve evden uzak olmak aslen.

EMINEM: Evet, o da oldukca zor.

JOHN: Şu ana kadar aldığın en iyi tavsiye neydi ve kimden geldi?

EMINEM: Bu probleminin cevabına da Dre demek zorundayım. Aslen bana birçok tavsiye verdi. Aftermath’e giriş için ilk imzamı attığımda grubum D12’yi iyi mi bir araya getirip doğru yola sokacağıma dair birçok kez sohbetlere girdik. Dre ‘Dostlarını içeri almadan ilkin kendine bir yuva inşa etmelisin.’ demişti ve bu benim için hakkaten oldukca anlamlı oldu. Geç anladım fakat beklemek kim bilir daha iyi oldu bundan dolayı işin sonunda Shady Records’u kurduk ve D12’yi de içine dahil ettik. Ek olarak derdi ki ‘Bu iş güzel hissettirdiği kadar fena de hissettirebilir.’

JOHN: Dre’yi tanımıyorum, yalnız bir ya da iki kere karşılaştık. Fakat sanırım o senin için Obi-Wan Kenobi benzer biçimde bir şey doğru mu?

EMINEM: Kesinlikle! Ek olarak Rick Rubin’in verdiği tavsiyelerden birini de hatırladım. Bir şarkı hakkında mı konuşuyorduk tam hatırlamıyorum fakat demişti ki “Her insanın ne düşüneceğini anlayacak kadar parlak zeka olduğumu iddia etmiyorum, bu yüzden bana doğru geleni halletmeye çalışıyorum.”

JOHN: Şarkı çıkarmak aslen çocuk doğurmak benzer biçimde bir şey. İnsanlar bana şarkım hakkında benim katılmayacağım bir şey önerdiğinde, örnek olarak nakaratı değiştir ya da şarkı nakaratsızsa nakarat ekle benzer biçimde, gerçek anlamda sinirleniyorum. Fakat sonrasında düşünüyorum, eğer sen onları dinlemezsen grupta bir başka üyenin olmasının hiçbir anlamı yok. Bu oldukca sinir bozucu, fakat genel anlamda hep de haklı çıkıyor puştlar, haksız mıyım?

EMINEM: Oh, bu kesinlikle Paul.

JOHN: Paul Rosenberg?

EMINEM: Evet, menajerim. O ve ben tüm albümlerin yapım aşamasında beraber ilerliyoruz ve kimi zaman aynı şeyi düşünüyoruz, kimi zaman ise tam tersi. Fakat genel anlamda o haklı çıkıyor. Bu hakkaten oldukca zor; sen yaptığın şeyler üstünde oldukca fazla süre harcıyorsun, söz yazıyorsun, kaydediyorsun, vokalleri hazırlıyorsun, nakaratı hallediyorsun, altyapıyı düzenliyorsun, tüm seslerin muntazam çıkmasını sağlıyorsun -bütün bunlar için bir haftanı harcıyorsun ve nalet olsun biri çıkıp bunu boşa çıkarıyor.

JOHN: Bu şekilde birine haiz olduğun şanslısın doğrusu.

EMINEM: Kesinlikle öyleki, bundan dolayı söylediğim benzer biçimde genel anlamda o haklı çıkıyor. Ona Not Afraid’i ilk kez dinlettiğimde, çok da fazla beğenmemişti. Birkaç gün sonraki muhabettimizde ise şarkıya köprü isteyip istemediğimi sormuştu. Ben ise şarkıyı beğeneceğini esasen biliyordum.

JOHN: Başarıya ulaşmış bir yol gösterici bir sanatçının haiz olabileceğini en kıymetli şeylerden biri bundan dolayı söylediğin benzer biçimde, kimi zaman bir şeye oldukca yaklaşırsın fakat öyleki kalırsın. Bence bu kabiliyetinden bağımsız bir durum, bu senin başarıya ulaşmış bir kariyere haiz olmanın sebebi. Başarıya ulaşmış bir kariyerin var bundan dolayı arkanda hakkaten güzel insanoğlu var.

EMINEM: Kesinlikle öyleki.

JOHN: Albüm çıktığında insanoğlu bunu dinlemek isteyecekler. Bu senin sanatının sonsuzluğuna meydana getirilen bir övgü aslen; senin zekana, müzikalliğine ve lirikal mükemmelliğine. Bu dünyada var olduğun için hakkaten oldukca mutluyum ve seninle hakkaten oldukca gurur duyuyorum. Hakikaten kendi üstünde oldukca uğraştın ve seni kimse senden daha oldukca hak etmiyor Marshall. Seni oldukca uzaklardan seviyorum, tamam mı?

EMINEM: Teşekkürler Elton, ben de seni seviyorum.

Röportajın orjinali için: 1

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir