edwardaris02

Edward Aris

Dedem akordeon çalardı, babam da öyleki, birkaç kere elime almışlığım olmuştu benim de.

Bizim evde oldukça sevilirdi akordeon ve bir ustası vardı karşımda, tüm sıcaklığı ile, tüm canlığı ile.

O denli oldukça şey konuştuk ki oldukça kısa sürede, uzun ve keyifli bir seyahat bu, Aris hoca hepsinden öte tüm dünyasını  sığdırmayı başarmıştı elime uzattığı dosyasında. Ve güvenip de bana incelemem adına kısa süreli emanet edecekti hatta.

Yer almış olduğu projelerden tutun da resmi tüm yazışmalarına, tüm haber küpürlerinden tutun da emek harcama programlarına.

Fanatik kalmamak hakikaten mümkün değildi bu titizliğe ve bir yolculuğa karışacaktım ben de fakat kısa bir özetini kendi anlatacaktı o gün bununla beraber.

En baştan tam da bugüne, merak ettiklerime içtenlikle yanıtı verecekti.

Müzikle tanışmam ağız armonikası ile başladı.

Dört yaşındaydım ve doğumgünümü kutlamaya hazırlanıyordum. Ne armağan istediğimi soran her insana aynı yanıtı vermiştim: Ağız armonikası.

O gün emin olun tam 35 tane ağız armonikası gelmişti armağan. Annem çıldırmıştı

Onların hepsi depo müzede duruyor hatta. Onla başladım sonrasında yavaş yavaş körüklü enstrümanlara yol aldım.

Nelerdi bunlar: Akordeon, konsertina, melotirol, melodeon, garmoşka, bandoneon şeklinde. Doğal olarak bunların bir kısmı hediyeydi, kimisi harçlıklarımı biriktirip aldığımdı, kimisi dedemden kalanlardı.

Benim dedelerim Fransa’dan Türkiye’ye gelen ve burada tren yollarında mühendislik meydana getiren adamlardı.

Burada bir tarih yatıyor aslına bakarsak, bundan dolayı o yolların ilk mühendislerden kendileri.

Hatta o süre onlara para bile verilmiyormuş burada, bu şekilde işlerini halletmeleri için bazı kağıtlar verilirmiş.

Onlarda da Joan Sebastian Bach’ın harmonyumu var, şu demek oluyor ki dış görünüşü piyanoya benzeyen, körüğü ayakla işletilen ufak bir org.

Aslına bakarsanız ben on yıl Bach’ın yaşayan son akrabası Barbara Bach ile çalıştım ve onla on yıl Alman kilisesinde çaldım. Derken ne yazık ki Barbara Bach bir talihsiz kaza yaşıyor ve o devrin bu şekilde arkası güçlü bir adamına otomobili ile çarpıyor, derken bu vakadan sonrasında ülkesine gönderiliyor.

Benim de o kilise ile bağlantım kesiliyor fakat başka kiliselerde çalmaya devam ediyorum.

Yugoslav bir hocam oldu ve senelerce onun yanında öğretmenlik yaptım.

Beni oldukça yetenekli görünce sırf akordeonla kalmadı bana tüm aletleri göstermeye kalktı.

Her insana tek çeşit bir gitarı bana dokuz çeşit gitarı anlatmaya – öğretmeye başladı bir süre sonrasında ki kendisinden sonrasında gelecekleri de yetiştireyim diye.

Fakat o denli oldukça talebe vardı ki ben gitarlar adına pes ettim.

Fakat hepsini öğrenmeyi başarmıştım, çalabiliyordum, fakat ustalaşmış anlamda bir şeyler yapabilmek adına değildi.

Saint Benoit kolejini bitirdikten sonrasında Paris Konservatuarı’na gittim ve mezunu oldum. Gene buradan tüm dünyada geçerli olacak profesörlük ünvanını aldım.

Evet, 1965’te TRT’ye katıldım ve uzun bir süre beraber çalıştım kurumla. Birçok yapımda vazife aldım, çalışmalarda bulundum. 12 dakika süresince 24 enstrüman çaldığım bir yapım için örneğin ayrı iki çekim yapılmış oldu ki ondan sonra ABD’ya gittim ve aynı performansı orada da tekrarlattılar.

50 tane okulu gezdim ve dediğiniz şeklinde o kayıtları paylaştım onlara ve bir anket yaptım sonrasında. Bu Ulusal Eğitim Bakanlığı’ndan izinle on senelik bir sürece yayıldı ve hiçbir ücret istemedim kendilerinden.

Hatta ara ara harcamaları bile ben karşıladım, ilgilenen okullar için enstrümanları kamyonlara yükleyip taşıttırdım.

Fakat sonuçta ne oldu derseniz hiçbir şey olmadı ne yazık ki, her şey çöpe gitti, kimse oralı olmadı. Üstelik bazı okullarda bir haftada bando, üç haftada orkestra bile kurdum.

Necdet Koyutürk’ten Fehmi Ege’ye, Kayahan’dan Nilüfer’e, Sezen Aksu’dan Candan Erçetin’e o denli oldukça isimle çalıştım ki çalışmadığım isim kalmadı bile diyebilirim

Ve son yıllarda TV dizileri, beyazperde filmleri de eklendi yolculuğunuza.

– Evet, Yağmur Ağacı, Bir Şubat Gecesi, Hatırla Sevgili, Limon Ağacı, Hokkabaz, Yanlış Vakit Yolcuları, Vavien şeklinde yapımların müziklerine katkım oldu.