Ana Sayfa / Galeri / Contemporary İstanbul 2017’de Neler Gördük Neler Kazandık?

Contemporary İstanbul 2017’de Neler Gördük Neler Kazandık?

Contemporary İstanbul, 14-17 Eylül tarihleri içinde İstanbul Kurultay Merkezi ve Lütfi Kırdar Internasyonal Kurultay ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşti. 12. kez düzenlenen sergi; bölge galerilerinin yanı sıra Avrupa, ABD ve Asya’nın en mühim galerilerini, sanatçılarını ve koleksiyonerlerini de bir araya getirerek oldukca sayıda ziyaretçi çekti. Tüm dünyaya hitap eden fuar devletimizde de yoğun ilgi görmüş oldu. Doğal olarak bu ilginin yarısının serginin ‘fotoğraf çekilme merkezi’ olarak görülmesinden kaynaklı bulunduğunu göz ardı etmeden sizler için fuarı tüm gerçekleriyle inceledik. Alınmaca gücenmece yok…

Ilk olarak serginin giriş ücretleri bazı tartışmalara yol açtı. 30-50 lira içinde değişen giriş ücretleri bazısına gore fazla olarak görülse de, tüm ülkelerin ilgisini çeken devasa bir serginin fiyatının bu aralıkta olması aslına bakarsak şaşırılacak bir durum değil. 1500 eserin sergilendiği fuarda hem yerli hem yabancı birçok sanatçının eseri yer aldı. Bunlardan bazıları:

Devrim Erbil, Genco Gülan, Murat Germen, Ahmet Güneş Tekin, Seçkin Pirim, Ali Elmacı, Esther Mahlangu, Bedri Baykam, Nic Courdy, Bahri Genç, Camilo Guevara March, Ray Harris benzer biçimde isimlerdi.

Peki, bu kadar sanatçıyı bünyesinde barındıran bir fuardan ne kadar kazanım elde ettik?

Maalesef devletimizde alışılmış olduğu suretiyle sergi denildiği vakit derhal aklımıza önünde poz verebileceğimiz güzel görünen eserler geliyor. Bir sanat eserinin önünde dikilmiş dururken o eserin bizlere ne anlatmak

istediğini yada bizlere ne kazandırmak istediğini bir kenara bırakıp önünde fotoğrafımız iyi mi çıkar diye düşünüyoruz. Aslına bakarsak bir eserin önünde fotoğraf çekilmek normal olarak fena bir durum değil, hatta bu durum

seyircileri kendisine daha oldukca çekebilecek özellikte bir fiil. (Ne var ki, meşhur toplumunun fuarın açılışından bigün ilkin çağrı edilmesi ve toplumsal medyada yayınladıkları hikayeler, fotoğraflar kim bilir fuara daha oldukca ziyaretçi kazandırmıştır. Şeyma Subaşı benzer biçimde sanatsever kimselerin hakkını yedirmeyiz!)

Toplumsal medyada paylaştığımız o değişik eserlerin önündeki pozlar kim bilir görenleri sergiye çekiyor ve gören kişilerde bir merak uyandırıyor olabilir. Bu gerçeği göz ardı edemeyiz fakat gözlemlediğimiz

duruma bakarsak bunun bu şekilde olmadığını söyleyebiliriz. Peki bu durumda fuarın asla suçu yok mu? Elbet var. Eserleri yada sanatçıları daha cazip şekilde anlatıp insanları daha kolay bilgilendirebilmek

varken bunu zorlaştıran görevli kişiler yardımıyla bir çok insan eseri öğrenememekten şikayetçiydi. Bu durum, insanlarda; ilgiyi sanat eserinin üstünden alıp Instagram’a atacağımız kusursuz pozlar çekilme

arzusunu uyandırdı. Hatta kameraların ilgi odağı olan eserleri inceleyememekten şikayetçi olanlarımız bile vardı. Her ne olursa olsun, bu durum sergiye giderek hem gezip hem tadını çıkartıp eserleri inceleyip fotoğraf çekip, hem de poz veren ve verimli şekilde kendine bir şeyler katan ziyaretçiler olduğu gerçeğini değiştirmez.

Durum o denli karmaşıktı ki 4 güne sığdırılan sergiye 80.000 insan katılınca organik olarak giriş anından itibaren bizi bekleyen kalabalık gözümüzü korkutmadı değil. Genci ve yaşlısı birçok insan sergiye gelip “Modern Sanat”ın sınırlarının ne kadar zorlanabileceğini ve kullanılan görkemli yaratıcılığı kendi

gözleriyle görme fırsatı buldu. Kimi gereksiz buldu, kimi saçma, kimi eserlerinin önünden geçerken “bu ne şimdi, ben daha iyisini yaparım!” deme cesaretini kendinde buldu. Kimi haz alarak ve eserleri inceleyerek turunu tamamladı. Fakat esasen bu, Contemporary’e özgü bir durum değil. Yıl içinde

meydana gelen bir çok sergi de, gösterime giren bir çok film de ne yazık ki bu şekilde düşünülüyor. İnsanlar sanat içerikli ögeler barındıran işlerin yoğun karmaşası ve idrak zorlamaları yüzünden beyinlerini zorlamak istemeyecek kadar bitkin ya da hakkaten sanata olan ilgileri en düşük seviyede. Tüm bu tarz şeyleri bir kenara

bırakıp sergiye gitmeden, bir tek “gidenler fotoğraf paylaşıyor” diye yakınmak da pek doğru değil. Netice olarak, önünde poz verilen eserin adını öğrenmek bile bir “artı” sayılır. Hele ki bu tür etkinlikleri boş ve saçma kabul eden kimselerin söyledikleri ciddiye alınacak türden şeyler de değil. Hatta bu kadar söylentinin

ve eleştirinin kaynağının sanat olması bile bizce bir artı. Modern sanat fuarının bu kadar ses getirmesinin en mühim sebeplerinden biri de sergi sorumlularının izledikleri pazarlama yöntemi, şüphesiz. Birçok meşhur ismin ‘yüz bin liralara’ yaratı almaları, sergiyi gezmeleri, topluma magazin malzemesi olarak

yayılması benzer biçimde unsurlar paket halinde sunulmuş olduğu vakit, serginin yoğun ziyaretçi akınına uğraması güvence oluyor. Her ne olursa olsun bu ve buna benzeri fuarlara, etkinliklere, gösterimlere katılmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz ve herkesi saygıyla karşılıyoruz. Hoşumuza giden eserlerden birkaçını sizin için yazımıza ekledik.

Ahmet Doğu İpek

Esther Mahlangu

Genco Gülan

Marck – Azumi

Plevneli Sergi

Devrim Erbil

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir