Ana Sayfa / Kitaplar / Büyülü Gerçekliğin Ustası Gabriel Garcia Marquez’in Okunması Gereken 5 Kitabı

Büyülü Gerçekliğin Ustası Gabriel Garcia Marquez’in Okunması Gereken 5 Kitabı

gabriel garcia marquez ile ilgili görsel sonucu

19. yüzyılın sonlarında, Latin ABD edebiyatını dünyayla tanıştırma hareketini modernismo (modernizm) adı altında başlatan Nikaragualı ozan Rubén Darío’dur. Sadece bu hareketi sonuca ulaştırıp Latinlerin edebiyat dünyasında yerini sağlamlaştıran adların başlangıcında Kolombiya’nın meşhur yazarı Gabriel Garcia Marquez gelir.

Gerçekle düşsel iç içe geçirip bizlere bitmesini istemediğimiz hikâyeler özetleyen, büyüleyici kalemi ve kelimeleriyle acımasız zamanı bizlere tatlı bir masalmış benzer biçimde aktaran Gabriel Garcia Márquez, yazdığı romanlarla yalnız 20. yüzyılın değil tüm zamanların en esin verici yazarlarından biridir.

Bizde Franz KafkaErnest HemingwayJames JoyceVirginia Woolf ve William Faulkner benzer biçimde usta yazarları kendine idol edinen, İncil haricinde en oldukca satmış İspanyolca kitap rekorunu elinde bulunduran usta yazar Gabriel Garcia Márquez’in yazdığı onlarca kitap arasından favori beşimizi belirledik. Hepinize keyifli okumalar.

1- Aşk ve Diğer Cinler

aşk ve öbür cinler ile ilgili görsel sonucu

Gabriel Garcia Marquez’in yazarlığa başlamadan ilkin gazetecilik yaptığını bir çok şahıs bilir. 1949’da Santa Clara Manastırı’nın mahzenindeki mezarların boşaltılması üstüne haber yapmak için giden genç muhabir Márquez, orada tanık olduğu sahnelerle büyük annesinin anlattığı bir hikayeyi birleştirince ortaya Aşk ve Diğer Cinler romanını çıkarır. Genç bir hanımla bir rahibin düzgüsel olmayan aşkını özetleyen kitap, dünyanın hiçbir başka ülkesinde yayımlanmadan, ilk kez Türkçe’de yayımlanmıştır. Roman yoğun kültür içeriğiyle yabancı okurlara zor zamanlar yaşatsa da; olayların yalnız ana karakterler değil yan karakterler üstünden de derinleşmesi, kitabın sonucu başta verilse bile görkemli bir kurguyla ilerlemesi benzer biçimde sebepler kitaba bir talih vermek için kafi sebepler içinde sayılabilir.

“Mutluluğun iyi edemeyeceği kişiyi iyileştirecek ilaç yoktur.”

(Sayfa 45, Can Yayınları)

2- Başkan Babamızın Sonbaharı

başkan babamızın sonbaharı ile ilgili görsel sonucu

Gabriel Garcia Marquez’in bir kitapçıda eline geçen fotoğraf albümünde görmüş olduğu, lüks bir malikânede tek başına fotoğraflanan yaşlı bir adamdan esin alarak yazdığı Başkan Babamızın Sonbaharı, zamanı şekillendiren diktatörlerle ilgili bir kurgu tasarlayan meşhur yazarın bu konudaki en mühim romanlarından biri oldu.

Fotoğraftaki adamı, dünya tarihindeki diktatörlerin karakteristik özelliklerini taşıyan birine dönüştüren Marquez, o gün oteline dönerek Karayip Adaları’nın birinde yaşamış bu diktatörün hikâyesine başladı. Kitap 1975’te raflardaki yerini aldı. Diktatörlüğün evrensel bir panoramasını çizen Marquez’in bu kitabı her ne kadar okuma ve anlama bakımından yoğun ve bir miktar zor olsa da, mevzusu ve verdiği mesajlar itibariyle bakılmayı kesinlikle hak ediyor.

“..gazeteyi baştan aşağı tarıyor, kendi basın ajanslarının uydurmuş olduğu haberler haricinde bir şey var mı diye bakıyordu,…”

(sayfa 192, Can Yayınları)

3- Kırmızı Pazartesi

kırmızı pazartesi ile ilgili görsel sonucu

1991 senesinde gösterilen ve yazarın Türkiye’nin kim bilir en oldukca bilmiş olduğu romanlarından kabul edilen Kırmızı Pazartesi’nde Santiago Nasar bir cinayetin odağındaydı. Hepimiz her şeyi biliyordu fakat her insanın dili tutulmuş, gözleri kapanık ve kulakları tıkanmıştı. Önlenemez bu cinayetin, oluş aşamasını ve neticelerini büyük bir ihtişamla söyledi Marquez. Yazılışıyla herkesi etkileyen bu roman, büyük Kolombiyalı yazarın şaşırtıcı mizahı ve hayal gücünün, onur ve ölüm benzer biçimde temaları iyi mi mükemmel bir kurgu ile birleştirdiğinin en açık örneklerinden biri haline geldi. Kendisi de kitabıyla gurur duyduğunu verdiği bir demeçte dile getirdi.

Her yazar, yazdığı son olarak romanın en iyi romanı bulunduğunu sanır. Benim bu romanım için bu şekilde düşünmemin sebebi, yapmak istediğimi tam olarak gerçekleştirebilmiş olmamdır. Romanlar, yazılırken yazarlarının elinden kaçıp kurtulmak isterler. Romanın kişileri, kendi özyaşamlarına dönerler, en sonunda da canlarının istediğini yaparlar. Ben hiçbir romanımda bu romanımdaki kadar ipleri elimde tutamadım. Bir ihtimal bunu mevzu ve hacim sebebiyle başarmışımdır. Mevzusu oldukca sert olan ve nerede ise polisiye bir roman benzer biçimde işlenen bir roman bu. Üstelik oldukça da kısa. Sonuçtan hoşnutum. Şu sıralar en iyi romanımın Kırmızı Pazartesi (Gronica de Una Muerte Anunciada) bulunduğunu sanıyorum.

“Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.”

(sayfa 90, Can Yayınları)

“…, anası tek bir sözle onu susturmuştu. -Aşk da öğrenilir.”

(sayfa 37, Can Yayınları)

4- Kolera Günlerinde Aşk

kolera günlerinde aşk ile ilgili görsel sonucu

Márquez, 1985’te yayımladığı bu romanda yarım yüzyıllık devasa bir aşk hikâyesini eski zamanlardan beri devam eden Apollon-Dionysos ikiliğine odaklanarak söyledi bizlere. Geçmişte uçarı bir kişiliği olan Florentino’dan vazgeçip ayakları yere sağlam basan Hekim Juvenal’ı seçen Fermina’nın öyküsü akıl ve duyguların çatışmasının en güzel örneklerinden birini bizlere sundu. Bu eşi olmayan öyküsü, planı ve üslubuyla, Kolera Günlerinde Aşk, Marquez’in başyapıtı sayılan Yüzyıllık Yalnızlık‘ın yanında emsalsiz bir şekilde yerini aldı.

Kitabın mevzusu ve anlatılışı öylesine naif ve etkileyiciydi ki, Kolera Günlerinde Aşk kısa süre içinde Hollywood’un da ilgisini çekti. Başta romanlarının emsalsiz dili olan İspanyolca dışındaki dillerde filme çekilmesini istemeyen Marquez, yapımcı Scott Steindorff’un ısrarlarına dayanamadı ve en sonunda film çekimi için izin verdi. Roman 2007 senesinde Giovanna MezzogiornoBenjamin Bratt ve Javier Bardem’in başrollerde yer almış olduğu bir filmle beyaz perdeye uyarlandı.

“Evet, de ona. Korkudan ölsen bile, sonradan üzülecek olsan bile, şu sebeple her ne yaparsan yap, hayır diyecek olursan eğer, tüm yaşamın süresince pişman olacaksın.”

5- Yüzyıllık Yalnızlık

yüz yıllık yalnızlık ile ilgili görsel sonucu

Listenin kapanışını elbet Gabriel Garcia Marquez’in 1967 senesinde yazdığı, bir nalet ile beraber bir ailenin yok olma sürecini mevzu alan Yüzyıllık Yalnızlık romanıyla yapıyoruz. Onu Nobel Ödülünü kazanan 10 Latin yazardan biri icra eden bu romanı yazar, eve ulaştığında masanın başına oturup, bigün bile atlamadan emek vererek tamamlamış oldu. Şilili ozan Pablo Neruda’nın Cervantes’in Don Kişot’undan sonrasında en iyi İspanyolca ürün olarak tanımladığı kitap, neredeyse tüm dünya dillerine çevrildi. Gabriel Garcia Marquez’in de oldukça gurur duyduğu bu romanı New York Times gazetesi, tüm insanlık için Eski Ahit’ten bu yana okunması ihtiyaç duyulan ilk edebiyat ürünü olarak tanımladı.

“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat vasıtasıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Fazlaca kasvetli dev gibi bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık içinde fark gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba içinde geçen çocukluk günlerimi sanatla alakalı bir üslupla ardımda bırakmaktı hedefim. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, fakat yazı makinemin başına oturmadan ilkin bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca görmüş olduğu olağan şeylermiş benzer biçimde anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar kıymetli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik bulunduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, asla şaşırmayan basit insanoğlu tanıdım. Şaşırmadılar, şu sebeple ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.”

“İnsanın oturmuş olduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.”

(Sayfa 13, Can Yayınları)

“Ölümü umursadığı yoktu; fakat yaşam oldukca şey demekti. O yüzden de idam hükmü verildiği andaki duygusu korku değil, hasret oldu.”

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir