Ana Sayfa / Video / Bu Enstrümanları Daha Önce Dinlemiş Miydiniz?

Bu Enstrümanları Daha Önce Dinlemiş Miydiniz?

Dünya üstünde adını duyduğumuz kaç enstrüman var asla düşündük mü? Adını sayabileceklerimiz sanıyoruz ki 20’yi geçmez. Hele bir de dinlediklerimizi sayalım desek sayı daha da düşecektir. Oysa adını duyduklarımız, dinlediklerimiz, hafiften aşina gelenlerin haricinde alışılmadık onlarca enstrüman bulunduğunu ve bazılarının yasaklandığını biliyor muydunuz?

Sıralama epey kabarık. O halde gelin derleyip toparladığımız garip enstrümanlara birlikte bakalım.

1. BeatBearing 

Müziğin bilyelerin -diğer bir adıyla rulmanların- nota çıkışlarının delikler halinde bulunmuş olduğu bir ızgaraya yerleştirilmesi ile ortaya çıkmış olduğu son devrin garip enstrümanlarından biri.

Peter Bennett tarafınca bulunmuştur.

2. Theremin

Leon Theremin tarafınca bulunan müzik aleti herhangi bir temas olmadan yalnızca enstrümanın iki teli arasındaki elektrik dalgalarını eller ile denetim ederek çalınmaktadır. Aslen film müziklerinden aşinayız kendisine. Bir de Kabiliyet Sizsiniz programından. Müziğin tınısı oldukça ürkütücü gelse de o yalnız bir müzik aleti 🙂

3. Kopuz

Listemizde Türk çalgısı elbet olmalıydı. Daha ilkin adını duyan, sesini dinleyenleriniz vardır. Fakat kopuz oldukça azca malum enstrümanlar içinde. Türkler için önemi büyük olan, eski ve ulusal çalgılarımızdandır. Kanuni’nin en sevilmiş olduğu çalgılardan önde gelen kopuz, o dönemde sanat harcamalarının başını çekiyordu. (bkz. 1525 zamanı saray harcamaları belgesi)

Saza ve uda benzerliği ile dikkat çeken kopuz; uzun saplı, 3 ya da 4 telli, perdesiz ve sert mızrapla çalınan geleneksel bir Türk enstrümanıdır. Ağız kopuzu benzer biçimde videodaki yapısından oldukça değişik kopuz çeşitleri de bulunmaktadır.

4. Banjo

Türk müzik aletlerinden cümbüşe benzeyen banjo Afrika kökenli bir müzik aleti. Tınısı çoğumuza yabancı gelmeyecek. Kovboy filmlerinden, Red Kit’ten tanıyoruz aslen bu enstrümanı. Kısa saplı, yuvarlak gövdeli, mızrapla çalınabilen bir enstrümandır.

5. Glass Harmonica

Sanıyoruz listedeki en ürkütücü sese haiz enstrüman Glass Harmonica. İşin uzmanları da aynı fikirde olacak ki bu müzik aletinin insan psikolojisini negatif yönde etkilediği düşünülmüş ve yasaklanmıştır. Mucidi Benjamin Franklin‘dir. Beethoven ve devrin birkaç müzisyeni tarafınca Glass Harmonica için besteler de yapılmıştır.

Uzun süre dinlememenizi tavsiye ederiz.

6. Zeusaphone

Tesla bobini vasıtasıyla oluşan elektrik dalgalarının müziğe dönüşmesiyle hem görsel hem işitsel tesir yaratan bir müzik aleti Zeusaphone. İsmini Yunan mitolojisindeki Zeus’tan alan enstrümanın mucidi Nikola Tesla.

7. The Singing Ringing Tree

Yapımı 2006 senesinde tamamlanan entsrüman listemizin en garip müzik aleti olabilir. Zira The Singing Ringing Tree hem bir mimari yapı hem de ürkütücü ve melodik sesler çıkaran bir enstrüman. Ödüllü mimar Mike Tonkin ve Anna Liu tarafınca tasarlanan bu yapı, içindeki değişik uzunluk ve kalınlıktaki boruların belli bir düzende değişik yönlere bakacak şekilde dizayn edilmesinden oluşturulmuş. Rüzgarın esişi ile süregelen ve bitişi ile biten bir konser sunuyor dinleyenlere.

Heykel olarak da anılan ”Şarkı Söyleyen Ağaç” adlı bu müzik aleti 2007 senesinde İngiliz Mimarlık Kraliyet Enstitüsü (RIBA) tarafınca Ulusal Mimarlık ve Mükemmellik Ödülü’ne layık görüldü.

8. Cimbalom

Kanun ve satur türevi bir müzik aleti olan Cimbalom eski bir Macar enstrümanı. Orta Asya kökenli olan bu enstrüman Hindistan, Türkiye, Çin benzer biçimde Asya ülkelerinin birçoğunda yaygın olarak kullanılıyor. Eski zamanlardan beri hem kiliselerde hem de aristokrat saraylarında popüler olan enstrümanı şimdilerde dinleyebilmek bir yana dursun icra eden müzisyene rastlamanız oldukça zor.

Ferenc Erkel tarafınca geliştirilmiş ve dünyaya tanıtılmıştır. Bu yüzden Macar çalgısı olarak bilinir.

9. Chapman Stick

Emmett Chapman tarafınca 1969 senesinde geliştirilmiş bu müzik aletini garip kılan özellik, hem piyano hem de bas gitar görevi görüyor olması. Tek başına mini bir orkestra olan enstrüman, tam da adı benzer biçimde kolay bir kullanıma haiz: ”Özgür Eller”

10. Marble Machine

”Yapımı 16 ay, sökülmesi 2 saat sürdü.” diyor tasarımcısı İsveçli müzisyen Martin Molin. 500 senelik bir müzik aletinden esinlenerek uzun uğraşlar sonucu oluşturulmuş bu enstrüman listemizdeki en karmaşık yapıya haiz müzik aleti. O şekilde ki hem piyano hem gitar hem bateri hem de vibrafon. Sizleri mermerin ve ahşabın görkemli dizaynı “Marble Machine” ile baş başa bırakıyoruz.

11. Rebab

Tok sesi ile sizi hem huzura hem hüzne sürükleyecek bu müzik aleti, adını pek duymamış olsak da vatanımızda yaygın kullanıma haiz. Orta Asya kökenli olan bu enstrüman Uygur Türklerinden günümüze varlığını sürdürüyor. Gövdesi Hindistan cevizinden yapılmaktadır. 1-6 tel arası birçok çeşidi bulunmakla birlikte mızrapla veya yayla çalınan türevleri de vardır. Mevlana döneminde de popüler olduğu ve kendisinin 6 telli Arap rebabını sevilmiş olduğu rivayet edilmektedir.

12. AlphaSphere

2010 senesinde yaşamımıza giren AlphaSphere, ”bir takım mantıksal programlamanın elektronik sesler oluşturması” olarak tanımlanabilir. Oldukca yeni olan enstrüman, evrensel müzik anlayışının gittikçe elektroniğe yöneldiğini ispatlar benzer biçimde.

13. WheelHarp

Altmış bir eğrisel dizeye dokunuş ve gene ürküten tınılar. Vintage görünümlü müzik aleti sanki dedenizden yadigar eski bir eşya benzer biçimde. Jon Jones tarafınca 2001 senesinde piyasaya sürüldü. Meşe gövdesi, alüminyum kasnak ve lamine akağaç pim bloklarından oluşmaktadır. Antik müzik severler için dinlemeye doyulmaz eşi olmayan bir yapıt olduğu aşikar.

14. Eingenharp

Birkaç fonksiyonu bir arada bulunduran, son dönemlerin meşhur ”çoklu enstrüman” konseptine katkı elde etmiş müzik aletlerinden biri daha. Hem üflemeli, hem tuşlu mini orkestramızın mucidi John Lambert. Kaç enstrümanı barındırdığını belirtmemize sanıyoruz gerek yok. Meblağ mı tutmaz mı kim bilir fakat Lambert şirket ile anlaşmış ve enstrümanın satışına başlamış bile. Onu ileriki zamanlarda sıkça duymamız mümkün.

15. Hydraulophone

Su herhangi bir vasıta olmadan da ezgisini sunuyorken bizlere, 1980’lerde Toronto Üniversitesi mühendislik profesörü Steve Mann onu bir enstrümana çevirmeyi denedi ve başarıya ulaşmış oldu. Yapısı; mil, vana ve deliklerden oluşan müzik aletinde ses, su püskürterek elde ediliyor. Çeşitli notalar akışın deliklere ve mile dokunuşuyla ortaya çıkıyor. Mühendislerin aslen sanatçı bulunduğunun delili Hydraulophone. Ee ne diyelim her tasarımcı özünde sanatçıdır.

Bir dahaki yazıda görüşünceye dek sanatla hür, sanatla örneksiz kalınca.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir