Ana Sayfa / Kitaplar / Bir Otostopçu Gezginin Hikayesi: Christopher McCandless

Bir Otostopçu Gezginin Hikayesi: Christopher McCandless

Christopher McCandless küçükken ailesi ile şehirden sık sık uzaklaştı, kampa gitti ve sonraki yaşamı için temellerini atmış oldu. Christopher başarıya ulaşmış bir öğrenciydi. Emory Üniversitesi’ni bitirdiğinde her insanın ondan beklediği iyi bir iş ve iyi bir eş idi. Üniversiteden gün ailesi ile kutlama yaparken ailesi için kolay bir münakaşa olan fakat Chris için mühim bir anlamı olan bir meseleyi sizinle paylaşmak isteriz. Chris bu tartışmadan sonrasında ilk kez tüm eşyalarını bir çantaya koyup, yollara düşüp otostop çekerek ve kamp yaparak yaşamayı düşünmüştür. Bu yüzden onun için büyük bir önemi vardır.

Özetlemek gerekirse ailesi Chris’in otomobilinin hurda yığını bulunduğunu, yeni ve daha güvenli bir vasıta armağan etmek istediklerini söyler sadece Chris ısrarla karşı çıkar, şu sebeple yeni bir otomobile ihtiyacı yoktur.

Bu düşünceler aklına ulaştıktan sonra sessiz bir halde hazırlığını icra eden Chris, daha öncelerde ikinci üniversite olan Oxford için biriktirdiği paranın hepsini bir hayır kurumuna bağışlar. Chris’in telefonu yoktur bu yüzden bir süre süresince ailesi Chris’in iyi durumda bulunduğunu ve okula devam ettiğini düşünür.

Fakat aslen Chris tüm kredi kartlarını, kimliğini yakmıştır ve cebine azca bir miktar para alarak doğaya açılmıştır. Chris doğaya açıldığı andan itibaren gerçek adını gizli saklı tutmuş ve Alexander Supertramp adını kullanmıştır. Otostop yapmış olduğu arabalardan ve kalmış olduğu yerlerden birçok dost edinmiştir ve bol miktarda mektuplaşmıştır. Chris, iki yıl süresince ülkeyi baştan sona dolaştı hatta Meksika’ya kaçak yollardan bile giriş yapmış oldu.

Chris’in bir imgesel vardı ki, o da Alaska’ya gitmek ve orada hakikaten yalnız kalmaktı. Her gittiği yerde bu hayalini vurgulayan Chris, 28 Nisan 1992’de otostop ile zor bela da olsa gitmeyi başarmıştır. 64 kilometre yürüyen Chris, talih eseri büyülü otobüs adını verdiği terk edilmiş bir otobüs bulmuştur ve içinde yaşamıştır.

Bir süre sonrasında geri dönmek isteyen Chris kış zamanı donmuş bir nehrin üstünden geçmiştir. Fakat gitmek istediği zaman sular terfi etmiştir, bu yüzden Chris geri dönememiştir. Açlık ve zehirli böğürtlenden dolayı öldüğü söylenen spekülasyonlar vardır ve halen tartışmalı bir mevzudur. Chris öldüğünde 30 kilodur. Chris’in bulunmuş olduğu yer şu demek oluyor ki Stampete patikasında bir kağıt bulunmuştur kağıtta şunlar yazmaktadır:

Dikkat olası ziyaretçiler. S.O.S. Desteğinize ihtiyacım var. Yaralıyım, ölmek üzereyim ve buradan çıkmak için yeterince gücüm kalmadı. Tek başımayım ve bu bir latife değil. Tanrı aşkına, beni kurtarın. Yakınlarda meyve topluyorum ve bu akşam dönmeliyim. Teşekkür ederim, Chris McCandless. Ağustos?

Chris bu fikirleri oldukça sevilmiş olduğu yazarlardan ve kitaplardan almıştır. Bu kitaplardan en mühimleri Jack London – Vahşetin Çağrısı, Thoreau – Organik Yaşam ve Isyan, Lev Tolstoy – Aile Mutluluğu’dur.

1996’da Jon Krakauer, McCandless’ın yaşamını Into the Wild adıyla kitaplaştırdı. 2007’de yönetmen Sean Penn tarafınca Christopher McCandless’in yaşamını mevzu alan Into the Wild çekildi.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir