Ana Sayfa / Galeri / Bir Milletin Mücadelesi: İstiklal Savaşı’nın Sanata Yansımaları

Bir Milletin Mücadelesi: İstiklal Savaşı’nın Sanata Yansımaları

Ulusal Savaşım süreci, arkasından İstiklal Savaşı ve son olarak da haklı galibiyetimizin bizlere armağanı olan Cumhuriyet’in ilanı tarihimizde oldukça mühim bir yer tutmaktadır. II.Viyana Kuşatması’ndan itibaren geri çekilen biz Türkler ilkin Sakarya Meydan Muharebesi ile ilk kez savunmayı bırakıp hücum eden konumuna geçmiştik. Peşinden bizzat Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yapmış olduğu Başkomutanlık Meydan Muharebesi şu demek oluyor ki Büyük Saldırı’la tekrardan taarruza geçtik. I.Dünya Harbi’nden sonrasında Çanakkale ruhuyla süregelen Ulusal Mücadelemiz bu savaşın zaferle taçlanmasıyla son bulmuştur. Bu bakımdan bu savaşın Türk tarihinde yeri büyüktür.

Tarihimize mevzu olan Ulusal Savaşım, elbet ki sanata da yansımıştır. Bugün Kurtuluş Savaşı temalı resimlere baktığımızda; ressamların, harp ortamının hüznünü, acısını ve tahribini tüm gerçekliğiyle gözler önüne serdiğini fark ederiz. Bu dönem resimlerinde amaç; harp hüznünü, yıkıcılığını yansıtmanın yanında, ulusallık ruhunu ortaya çıkarmak, savaşın zor şartlarda kazanıldığını belgelemektir.

Halil Dikmen’den “İstiklal Savaşı’nda Mermi Taşıyan Bayanlar” adlı tablo.

Renk ve kompozisyon bakımında ressamın en ilgi çekici eseri olan İstiklal Savaşı’nda Mermi Taşıyan Bayanlar adlı tablo, muharebede kadın-erkek topyekün düşmanla savaşım eden halkın tasviri açısından önemlidir. Altı hanım ve iki çocuğun, öküzler ile kağnıyı çekmiş olduğu bir sahnenin sergilendiği resimde, yalın ayaklı hanımefendilerin vakur duruşu dikkat çekici. Kurtuluş mücadelemizdeki hanım figürü bu resimde en iyi şekilde anlatılmıştır.

Namık İsmail’in “Topçular” adlı tablosu

Namık İsmail’in resimlerinde gerçekçi figürler, izlenimci manzaralar hakimdir. Bu tablosunda da harp ortamının kasveti en iyi şekilde anlatılmıştır. Sargılı başıyla elindeki mermiyi kaldıran ve mücadeleye devam etmeye çalışan asker resmin en dikkat çekici noktası. Öteki taraftan topu ateşe hazırlayan ve yaralı bir halde yatan askerler de resmin kompozisyonunu oluşturur özellikte. Renk kullanımı ve tonlamalar, harp ortamının korkunçluğunu ve karanlığını özetliyor. Yerde öylece duran boş mermiler, dağılmış eşyalar, açık olmayan sema, arazinin kum ve kayalıkla dolu olması savaşın tahribatının derecesini görmemiz açısından da mühim.

İbrahim Çallı’dan “Birazcık Su/Yaralı Düşman Askerine Yardım Eden Türk Askeri” adlı tablo

Cephe gerisine ayna tutan bu yaratı; harp şeklinde hırçınlıklarla dolu bir ortamda, insanlığımızı kaybetmediğimize dair güzel bir tasvir. Yorgun bir halde duran ve su isteyen düşman askerine matarasındaki suyunu gocunmadan veren kahraman Türk askeri temalı bu yaratı, Türk resminde dışa vurumculuğun ilk örneklerinden biridir.

Ruhi Arel’den “Hilal-i Ahmere Yardım” adlı tablo

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucusu olan idealist ressam Arel’in, Türk milletinin yokluğa ve harbe karşın yardım için elinde ne var ise savaşım için bağışladığını gösteren, yardımlaşma içerikli tablosu.

Sami Yetik’in “Cephane Taşıyan Köylüler” adlı tablosu

Cephede olmasıyla birlikte, cephe peşinde de harp hükmünü sürdürüyordu elbet. O dönemde, milletin tamamından bir ordu kurulmuştu. Engebeli arazide öküzlerle birlikte kağnı çeken köylüleri özetleyen bu tablo, koşullar ne kadar zor olursa olsun, Türk köylüsünün azmini ve iradesini gösteriyor.

Hikmet Onat’dan “Siperde Mektup Okuyan Askerler” adlı tablo

Kompozisyon bakımından duygusal olan bu yaratı; yurdunun, evinin hasretini çeken askerleri mevzu alır. Savaştaki asker psikolojisine ayna meblağ. Eserde, 4 asker resmedilmiştir. Büyük olasılıkla okuma-yazmayı bilen bir tanesi, tek tek hepsine evlerinden gelen mektupları öğrenim görmektedir. Dinler vaziyette bulunan askerlerin açısı da, okuyan askere gore ayarlanmıştır ve tüm ilgi ondadır. Yanı başlarında harp olurken bir taraftan ellerinde silahlarla, mektuplar ile özlem gidermeye çalışan askerin hali ve ortam atmosferi, seyirciye gerçekçi bir halde yansıtılmıştır.

 Hüseyin Avni Lifij’den “Karagün” ve “Akgün”

Bakar bakmaz insanoğlunun soluğunu keser özellikte olan bu eserde en dikkat çekici nokta önde yatan yarı çıplak hanım figürüdür. Resimde harap edilmiş, yağmalanmış ve yıkılmış bir köy tasviri vardır. Bu yaratı, hiçbir eserin yapamadığı kadar yaşanılan acıyı iliklerimize kadar hissetmemizi sağlıyor aslına bakarsak. İşgalci güçler tarafınca tahrip edilen bir kasaba ve tecavüze uğramış olduğu izlenimine kapıldığımız bir karı. Kadının üst tarafında ölü bir bebek ve dikkatini ölü bebeğe ve hanıma veren bir kartal. Savaşın bir tek cephede değil, tüm yurtta hakim bulunduğunu anlamamızı elde eden mühim bir yaratı.

Aynı ressamın Akgün isminde bu eseri de kazanılan zaferin, işgalcilerden kurtarılan memleketin, yok oluştan yine doğuşa geçen bir milletin haklı gururunu simgelemektedir.

Onur Akdik’in “Mustafa Kemal Atatürk Telgraf Başlangıcında” adlı tablosu

Resimde bir masada telgraf manyetosu başlangıcında çalışan telgrafçı, masaya oturarak onu izleyen Mustafa Kemal Atatürk ve arkada duran iki asker kıyafetli şahıs tasvir edilmiştir. Yukarıda asılı gaz lambasının aydınlattığı Mustafa Kemal Atatürk, sivil giysileriyle resmin ana ögesidir. Fotoğraf, ışık-gölge açısından problemli olsa da Kurtuluş Savaşı’nın en sıkıntılı anını, etrafa egemen olan gerginliği Mustafa Kemal Atatürk’ün duruşundan yansıtabilmesi bakımından önemlidir.

Hüseyin Avni Lifij-Harp Alegorisi

Bu fotoğraf sanatçının sembolizmden etkilendiğinin göstergesidir. Resimde üç figür göze çarpar. Resmin tam ortasındaki yaşlı hanım ve yanında yatan çıplak ve yarı çıplak öteki iki genç hanım. Harp ortamında çıplaklık mağdurluğu ve savunmasızlığı simgeleyebilir. Arkada ise mücadeleye devam etmeye çalışan askerler resmedilmiştir. Savaştaki mekan ve figürleri kırmızılı sıcak tonlar ile tasvir etmesi ortamın trajedisini yansıtmaktadır.

İbrahim Çallı’nın Türk Topçuları adlı tablosu

Resimlerinin mevzusu Türk askeri ve onun kahramanlıkları olan sanatçı, bu eserinde de cephedeki Türk topçularını resmetmiştir. Ortadaki figürlerin duruşundan harp toplarını, atların da yardımıyla can havliyle çektikleri belli olmakta. Öteki taraftan onlara birlikte rol alan süvari ise yol gösterircesine elini kaldırmış, onlara rehberlik eder vaziyette. Ressamlar harp ortamını yansıtmaya çalışırken genel anlamda kırmızı, sarı, kahverengi tonlarını kullanırlar. Burada da aynı şekilde harp ortamının kasvetini belli etmek amacıyla sarılı tonlar egemen halde.

Bugün yapmış oldukları eserlerle, bir milletin tekrardan doğuşundaki sancılı süreçleri en güzel şekilde, resimle bizlere aktaran Ulusal Savaşım süreci ressamlarımıza da teşekkür borçluyuz. Kurtuluş Savaşı ortamını bizlere en iyi aktaran yöntem kim bilir fotoğraf sanatıdır. Sanatın toplumsal vakalara bağlı gelişmesi, sanatçıların tek bir noktadan hareketle kendi iç dünyalarına ve hayal güçlerine gore yaratma kabiliyetleri sonucu harp, ortak bir dil olmuş ve fotoğraf sanatı ile tekrardan vücut bulmuştur.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir