Ana Sayfa / Albümler / Bir Devrin Kapanışı: Innuendo

Bir Devrin Kapanışı: Innuendo

“My make-up may be flaking
But my smile still stays on”

Sona geldiğini bilen bir insanın, hayata veda mektubudur Innuendo.

Queen hiçbir süre yalnız Freddie Mercury’den ibaret olmadı. Freddie’nin karizması ve grup içindeki liderliği ayrı bir mevzu sadece daima dördü de oldukça özeldi fakat kim bilir yalnız bu albüm için; Brian, John ve Roger’ı bir kenara koymak zorundayız.

Innuendo, Freddie Mercury’nin ölümünden dokuz ay ilkin piyasaya sürülmüş, ondan sonra albümler yapılsa da, bildiğimiz “Queen”‘in son albümüydü. AIDS ilerlemeye başlamıştı. Oldukca kilo vermiş, bacaklarında ve vücudunun çeşitli yerlerinde kuvvetli ağrılar hissediyordu. Artık pek ortalıkta görünmüyor, ile alakalı dedikodular her geçen gün artarken gerek grup üyeleri, gerek kendisi tarafınca geçiştiriliyordu fakat dünyanın en büyük müzik ikonlarından biri, gülümseyerek ölüme gidiyordu.

Grubun gitaristi Brian May “Tamamen bir refah içindeydi, asla yakınma ettiğini görmedim.” diyor Freddie hakkında. Hatta hep beraber dışarı çıktıkları bir gece, Freddie, şiddetli bir bacak ağrısı esnasında, Brian’ın ona üzüntüyle baktığını görüyor ve “Iyi mi göründüğünü görmek ister misin?” diye sorup bacağını gösterdiğini ve ondan sonra gülerek “Özür dilerim dostum, sana bunu yapmak istemezdim.” söylediğini söylüyor.

Innuendo albümünün en büyük özelliği, tarihin görmüş olduğu en büyük rock yıldızlarından birinin, açıkça ölüme doğru yürümüş olduğu sırada yapılmış olmasıydı. Giderek zayıflayan bedeninin aksine vokal gücünde hiçbir eksilme olmamış, hala aynı güçte söyleyebiliyor, Show Must Go On’da olduğu benzer biçimde devasa yükseklikte notalara çıkabiliyordu ve açıkçası, sesindeki bu tutku A Night At The Opera’da bile duyulmamıştı.

Freddie’nin, “Bir şeyler yazın, söyleyeceğim, ondan sonra istediğiniz benzer biçimde tamamlayın, fazla zamanım kaldığını sanmıyorum.” söylediğini söylüyor Brian. Hatta en çarpıcı hikayelerden biri de, Show Must Go On’un kayıtları esnasında geçiyor. Brian, kayıtlar esnasında Freddie’ye “İyi hissediyor musun, devam edebilecek misin?” diye soruyor, Freddie, vodkayı kafasına dikiyor ve şu cevabı veriyor:

I’ll f*cking do it, darling.

Ve bahsetmeye gerek yok, Freddie’nin The Show Must Go On’daki sesi, hala hepimizin kulağındadır.

Oldukca azca zamanı kaldığını bilen bir adam ve üç arkadaşı, kusursuz bir veda hazırlıyorlar. Bakın, bahsettiğimiz şey ölüm üstüne şarkılar yazmak değil. Çaresiz bir hastalığın pençesinde, sonsuzluğa giden o yolda yürüyen ve en önemlisi, tüm gerçekliğiyle bunu bilen bir insanın bu korkulu gerçekliğin içinden bir başyapıt çıkarmasından bahsediyoruz. Bu kadar vurucu, bu denli çarpıcı bir albüm, öykü olabilir mi?

Grup üyeleri, onlarca senelik arkadaşlık bir kenara, bu efsaneye duydukları büyük saygı, hayranlık ve hissettikleri derin üzüntü ile bir adım geriye çekiliyor ve spot ışıklarını onun üstüne çeviriyorlardı. Muhtemelen bu durumun tarihte eşi, benzeri görülmemiştir.

İçeriğine genel olarak bir göz atacak olursak; söylenebilecek ilk şey, albümde üst düzey bir söz yazarlığı olduğu. Hiçbir şarkıda baştan savma bir hava yok. Albüm Innuendo, I’m Going Slightly Mad, Headlong, These Are The Days Of Our Lives ve The Show Must Go On benzer biçimde beş hit çıkarabilmiş.

Albümün ilk şarkısı Innuendo, kesinlikle Queen’in en iyi üç işinden biri; bu görkemli altı dakikanın içinden sanırım onlarca değişik şarkı yapılabilir. Çok önemli bir düzenleme görüyoruz burada. Ek olarak, şarkı oldukça çarpıcı sözler de barındırıyor. Bu yönleriyle, Bohemian Rhapsody ile rahatça yarışabilecek seviyede.

“If there’s a God or any kind of justice under the sky
If there’s a point, if there’s a reason to live or die
If there’s an answer to the questions we feel bound to ask
Show yourself – destroy our fears – release your mask.”

Albümün ikinci şarkısı I’m Going Slightly Mad ise dinleyeni daima içine çeken oldukça karanlık bir şarkı. Bunun haricinde These Are The Days Of Our Lives, Brian May’in kısa fakat oldukça acıklı bir gitar solosunu da barındıran, oldukça mütevazi, müthiş laflara haiz bir şarkı. Fakat albümün en vurucu şarkısı, kesinlikle, The Show Must Go On. Bir albüm sadece bu kadar iyi bitirilebilir. Freddie’nin vokalini ifade edecek herhangi bir kelime yok. Bunun haricinde Brian May’in en iyi sololarından birini de burada duyuyoruz. Bunun haricinde da söylenecek pek bir şey yok açıkçası; The Show Must Go On, albümü aşarak klasikleşmiş bir başyapıt. Son olarak albüm, hitler kadar dikkat çekmese de The Hitman, Don’t Try So Hard, I Can’t Live With You benzer biçimde başarı göstermiş şarkılar da barındırıyor.

Şarkılarda o denli hisli bir hava var ki, her bir grup üyesinin ne kadar kuvvetli ve derin bir duyguyla çaldığını her saniye hissedebiliyorsunuz. Dinleyiciyi en oldukça etkileyen şeylerden biri de bu. Ek olarak albümdeki tüm enstrüman ve sözlerden süzülen veda havası, kendini ciddi şekilde belli ediyor. Headlong benzer biçimde bir şarkının bile, albümün tamamını dinlediğinizde ve sözlerine dikkat ettiğinizde o denli keyifli olmadığını görüyorsunuz. Albümdeki havayla en alakasız görünen parça bile, incelediğinizde bu veda ve gidişat ile ilişkili.

Bununla beraber, bu albüm, yalnız Freddie değil, Queen’in de bir vedasıdır. Queen hala konserler veren bir grup, fakat 91’den beri asla Queen olarak değil. Grup üyelerinin de bu şekilde düşündüğü bir gerçek. Innuendo, Queen ve Freddie Mercury’nin vedası haricinde, son gerçek rock albümü ve bir devrin kapanışı niteliğindedir. Aslına bakarsanız uzun bir süredir can çekişen rock, asla eskisi benzer biçimde etkisi altına alan, örneksiz olamamış, asla eskisi benzer biçimde gerçek hissettirememiştir.

Freddie, These Are The Days Of Our Lives şarkısının klibinin sonunda, gülümsedikten sonrasında oldukça naturel, sanki bizi görür benzer biçimde bir bakışla “I still love you.” diyerek bitirir şarkıyı. Seyirciye küfredip alkış alabilen, insanların hala taparcasına sevilmiş olduğu bir sanatçıya da bu şekilde samimi, içten bir veda yakışırdı aslına bakarsanız.

Ikimiz de Freddie’nin son başyapıtını andığımız bu yazıyı bu şekilde bitirelim ve bir merhaba gönderelim gökyüzüne:

We still love you, Freddie.

Sizler için bir de elli şarkılık, pek bilinmeyen şarkıların da olduğu karışık bir Queen sıralaması hazırladık, tadını çıkarın.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir