Ana Sayfa / Galeri / Amedeo Clemente Modigliani “Ruhunu Gördüğümde Gözlerini de Çizeceğim”

Amedeo Clemente Modigliani “Ruhunu Gördüğümde Gözlerini de Çizeceğim”

Günümüzde tablolarına paha biçilemeyen ressamların, yaşadıkları dönemde sefaletten hayatlarını idame ettiremedikleri malum bir gerçek. Fakat insanoğlu, zaman içinde resimlerin tuvalden ve üstündeki boyadan oldukca daha kıymetli bulunduğunun farkına vardı; ne yazık ki bir çok ressam kendi şöhretine şahit olamadı.

Bu kıymetli ressamlardan biri de 19. yüzyıl sonlarında yaşamış İtalyan ressam Amedeo Clemente Modigliani. Modigliani, gençlik yıllarını İtalya’da sanat eğitimiyle geçirdi. 1902’de Floransa’daki Güzel Sanatlar Okuluna ve bir yıl sonrasında Venedik’teki Güzel Sanatlar Akademisine kayıt yaptırdı. Hemen sonra bohem yaşamın beşiği olan Paris’te hayatına devam etti, fakat bu bohem yaşam seçimi Modigliani’ye asla iyi gelmedi; alkol bağımlısı olmuştu. Tedavisi için ailesinin yanına, Livorno’ya döndü fakat burada fazla kalmaya niyeti yoktu. İyileşir iyileşmez Paris’e döndü ve bir stüdyo kiraladı. Kısa bir süre sonrasında, ”Boş Mekanda Kuş” ve ”Sonsuz Sütun” şeklinde yapıtların zanaatkarı Romen sanatçı Constantin Brancusi ile tanıştı ve heykeltıraşlığa soyundu. Başarı göstermiş olmasına ve eserleri bir oldukca sergide ziyaretçilerin beğenisine sunulmasına rağmen, heykeltıraşlık onu nedense doyum etmedi ve 1914’te taşlardan elini eteğini çekip tuvalinin başına döndü.

“İngiliz ressam Nina Hammnet 1914’te Montparnasse’ye vardığı ilk gece bir kafede otururken; yan masadaki adam ona fanatik fanatik bakıp gülümsedi. Hemen sonra reveransını yapmış olup kendisini ”ressam ve Yahudi” olarak tanıttı. Bu şahıs tahmin edebileceğiniz suretiyle Modigliani’den başkası değildi. Hepimiz tarafınca takdir edilen iyi bir komiklik anlayışı vardı.”

1916 yazı ise kuşkusuz Modigliani’nin hayatındaki en büyük dönüm noktası oldu. Rus heykeltıraş Orloff onu 19 yaşındaki genç ve fevkalbeşer yüz hatlarına haiz Jeanne Hebuterne ile tanıştırdı. Modigliani oracıkta kalbinden vuruldu. Hebuterne o dönemde Tsuguharu Foujita için modellik yapmaktaydı. Tutucu bir burjuva ve katolik bir aileden gelen Hebuterne, ailesinin karşı çıkmasına karşın kısa süre sonrasında Modigliani ile beraber yaşamaya başladı. Uyuşturucu ve alkol bağımlısı Modigliani artık aşka da bağımlıydı.

Jeanne Hebuterne, amiyane tabirle Modigliani’ye iyi geliyordu. 3 Aralık 1917’de Modigliani ilk ve tek kişisel sergisini Berthe Weill’in galerisinde açtı. Fakat devrin Paris Polis Şefi, Modigliani’nin nü eserlerini bahane ederek birkaç saat sonrasında sergiyi kapattı. Bu talihsiz vakadan sonrasında Hebuterne ile kısa süreliğine Nice’e yerleştiler ve 29 Kasım 1918’de Jeanne isminde bir kız evlatları oldu.

Modigliani, Nice’te Leopold Zborovski, Foujita ve öteki sanatçılarla beraber eserlerini varlıklı turistlere satmaya çalıştı. Birkaç fotoğraf satsa da oldukca fazla para kazanamadı. İronik olan ise Nice’te sattığı eserlerin sonraları en oldukca beğenilen ve kıymet verilen eserleri haline gelmesi. Ne büyük talihsizlik!

Sanatçı, Mayıs 1919’da Paris’e döndü. Ressamlığa devam etse de alkol bağımlılığı yüzünden sağlığı hızla kötüye gitti ve alkolle tetiklenen ‘bilinci yitirme nöbetleri’ sıklaştı. Amedeo Clemente Modigliani 1920 senesinde tüberküloz ve menenjit sebebiyle yaşamını yitirdi. Eşi o sırada hamileydi. Cenazeden bigün sonrasında ise Jeanne Hebuterne eşini kaybetmenin acısına dayanamayıp intihar etti.

Bir çok portresinde göz çizmeyen, daha oldukca ruha ehemmiyet veren Modigliani; dışa vurumcu, yüzleri ve şekilleri uzatma ile karakterize çağıl stilde, daha oldukca nü resme dayalı bir sanat anlayışına sahipti. Kendi döneminde kabul görmeyip aykırı bulunsa da ondan sonra tabloları hayranlık yarattı. Madame Pompadour, Nu Couche, Redhead Girl in Evening Dress şeklinde mühim eserleri ise birçok ressama esin kaynağı oldu.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir