Ana Sayfa / Albümler / Albüm İncelemesi: Foo Fighters – Concrete And Gold

Albüm İncelemesi: Foo Fighters – Concrete And Gold

Foo Fighters, “Sonic Highways”ten üç yıl sonrasında yine bizimle. Ve bu sefer “Concrete And Gold” ile yaptıkları müzik haricinde hiçbir şey ile dikkat çekmek istemiyor gibiler. Bu girişim ne kadar başarı göstermiş oldu ne kadar olmadı yazının devamında ona hep birlikte bakacağız. Fakat şu açık ki Foo Fighters bu sefer değişikliği kayıt esnasında değil müziğin kendisinde yapmak istiyor.

Foo Fighters’ın geçmişine özetlemek gerekirse bakacak olursak; Kurt Cobain’in intiharından sonrasında Nirvana bateristi Dave Grohl, kendi yolunu çizme sonucu alarak Foo Fighters’ı tek başına kurmuş, hatta ilk albümün tamamında şarkılardaki enstrümanların tümünü tek başına kaydetmişti. Peşinden Rock dinleyicisinin ilgisini çekmeyi başaran Dave, gruba Niravana’nın son günlerinde grup arkadaşlığı yapmış olduğu gitarist Pat Smear ve minimum kendisi kadar başarı göstermiş bir baterist olarak görmüş olduğu Taylor Hawkins şeklinde adları gruba almasıyla grubun çekirdeğini oluşturdu ve grup tek kişilik bir kadrodan, vakitle altı kişilik “kalabalık” sayılabilecek bir grup haline geldi. “The Color And The Shape”, “Wasting Light” şeklinde başarı göstermiş albümlere imza atan bu kadro son olarak 2014 senesinde “Sonic Highways” isminde bir albüm çıkarmıştı.

Sonic Highways’de yalnız bir albüm yapmak yerine, albümün kaydedilişi ile ilgili bir belgesel çeken ve bunu HBO’da yayınlatan Dave, albümü de tek stüdyoda değil, her şarkıyı değişik şehirlerdeki değişik stüdyolarda kaydetmek şeklinde köktencilik bir karar almıştı. Hatta Dave, işi bir adım daha ileri götürüp her şarkının sözlerini, kayıt esnasında o şehirde zaman geçirirken yazıyordu. Albümün içinde “Outside”, “Something From Nothing”, “The Feast And The Famine” şeklinde başarı göstermiş parçalar bulunsa da albüm genel olarak kendinden önceki “Wasting Light” kadar başarı göstermiş olamamıştı. Bunun ana sebebi de albümün konsepti gereği şarkıları kaydetmek için grubun müzik dışındaki öteki etmenlere fazla zaman ve enerji harcanması olarak görülebilir.

Bu sefer “Concrete And Gold” ile Dave, albümün kayıt aşamasında “Wasting Light” ya da “Sonic Highways” şeklinde albümlerde yaptığının aksine hiçbir maceraya girmemiş. Son albümde neyi yanlış yaptığını fark etmesinin bir tesiri olarak da yorumlayabiliriz bu durumu. “Concrete and Gold” şarkılar haricinde kendinden bahsettirecek hiçbir etkenle piyasaya sürülmedi.

Albümden piyasaya çıkan ilk single “Run” idi. Foo Fighters’ın klasik şarkı yapısından tamamen değişik bir halde yazılmış olmasıyla dikkat çekmeyi başaran “Run”, Nirvana’dan Foo Fighters’a kalan “Quiet Verse-Loud Chorus- Quiet Verse” formülü olmadan da Foo Fighters’ın şarkı yazabildiğini bizlere gösteriyor. Eğer parçayı tanımlamak için tek bir kelime kullanacak olsak bu kelime “bipolar” olurdu. Şarkı, içinde barındırdığı melodik zıtlıkla bu sıfatı tam anlamıyla hak ediyor. Ve ilk single olması da bizlere, albümün de şarkının içindeki ögelere benzer ögeler içereceğini gösteriyordu, zira o şekilde de oldu. “Concrete And Gold” tabiri caizse bipolar bir albüm olmuş.

İkinci single “The Sky Is a Neighborhood” ise albümün ana akıma girmek için en mühim talibi şeklinde. “Radio-Friendly” olarak tanımlanabilecek bu parçayı “In Your Honor” albümünden “Best Of You” ile benzeştirebiliriz. Dave Grohl “Banging on the ceiling, banging on the ceiling!” diye bağırırken eşlik etmemek neredeyse imkânsız. Parçada dikkat çeken en mühim noktalardan biri de geri vokaller. Normalde Foo Fighters’ın geri vokal kullanacağı parçalarda hafifçe bir Taylor Hawkins dokunuşu haricinde dikkat çeken bir performans olmazdı. Başka bir deyişle geri vokaller mevzusunda bir “Beach Boys” değillerdi. Fakat bu parçada neredeyse nakarat kadar akılda kalıcı bir geri vokal melodisi var.

Albümü baştan sona dinleyecek olduğumuzda ise bizi ilk olarak “T-Shirt” isminde parça karşılıyor. Ortalama bir buçuk dakika olan bu parça, başta düzgüsel bir akustik gitar balladı iken ansızın Opera Rock parçasına dönüşüyor ve yine akustik ballad haline dönüyor. Şarkıda fark edilir derecede Queen esintisi var. Dave ve arkadaşlarının Queen’i oldukça sevilmiş olduğu, hatta konserlerde kimi zaman Under Pressure’ı yorumladıkları malum bir gerçek normal olarak. Fakat daha ilkin şarkılarında bu kadar belirgin Queen ve “Opera Rock” elementlerine yer vermemişlerdi. Bu şarkı için de gene kullanılabilecek kelimelerden biri “bipolar”. Şu ana kadar incelediğimiz üç parçanın ikisinde net gözlemleyebildiğimiz durum şu;

Foo Fighters bu albümde başını dinledikten sonrasında iyi mi biteceğini tahmin ettiğimiz parçalar ile karşımıza çıkmak istemiyor.

Albümdeki ikinci parça ilk single olan “Run”. Ondan sonrasında ise “Make It Right” var. “Make It Right”ın ilk on saniyesini dinlediğinizde bir AC/DC parçasını dinliyormuş şeklinde hissediyorsunuz. Fakat parça birazcık daha ilerledikçe o AC/DC havasından sıyrılıp geri vokallerle harmanlanmış daha çağıl bir rock parçası haline geliyor. Ve bu da, Foo Fighters’ın bu albümde yapmak istediği en mühim birkaç şeyden biri.  

Make It Right’tan sonrasında ikinci single “The Sky Is A Neighborhood” var.  Şarkı daha ilkin de bahsettiğimiz şeklinde başarı göstermiş yazılmış bir parça olsa da albümdeki yeri daha iyi olabilirmiş. Albüm aslına bakarsan enerjik giderken bu parçayla enerjiyi daha da arttırmak yerine, bu parça sona saklanabilirdi.

Beşinci parça “La Dee Da” albümün yumuşak noktalarından biri. Ana riff oldukça kolay firar etmiş. İlk albümdeki “Wattershed” isminde parçanın riffini çağrıştırıyor. Dave’in çığlıkları birazcık yersiz. Bunun yanında, Foo Fighters şarkılarında, Overdrive ve Distortion haricinde pek fazla efekt pedalı kullanılmaz. Bu parçada, bu olgu birazcık değiştirilmeye çalışılmış fakat bu girişimin de oldukça başarı göstermiş olduğu söylenemez.

“Dirty Water” altıncı parça ve üstüne hakkaten kafa yorulması ihtiyaç duyulan parçalardan biri. Ilk olarak bu şarkı tam bir “Concrete and Gold” parçası. Oldukça bipolar, şarkının ilk yarısını dinleyip öteki yarısının iyi mi gideceğini kestirmek imkânsız. Geri vokal kullanımı gene başarı göstermiş, hem de bu sefer hanım geri vokalistler denenmiş ve oldukça de başarı göstermiş bir netice ortaya çıkmış.  Şarkı ilk yarısında tamamen sakin ve akustik bir parça olarak giderken öteki yarısında değişik efektlerle bezenmiş -önceki parçada başarısız olan bu girişim, bu parçada oldukça muntazam olmuş- bir Space Rock parçası şeklinde haline geliyor. Concrete and Gold’un gizli saklı kahramanı diyebiliriz Dirty Water için.

“Dirty Water”ın deneysel havasından sonrasında klasik bir Foo Fighters parçası ile baş başa kalıyoruz. “Arrows” isminde parça bu, albümden önceki herhangi bir Foo Fighters albümünde olsa gene sırıtmayacak bir parça. Bilhassa de bundan önceki albüm olan “Sonic Highways”in sesine oldukça benzer bir yapısı var. Uzak bir tahmin olacak fakat bir ihtimal Dave bu parçayı o dönemde yazmış bile olabilir.

“Happy Ever After(Zero Hour)” albüm için tempoyu birazcık  düşürecek bir parça. Gene önceki bazı parçalar şeklinde akustik başlıyor fakat diğerlerinin aksine sonuna kadar sakin bir akustik gitar melodisi egemen parçada. Dinlemesi hoş bir parça olsa da oldukça değişik ya da sizi yakalayan bir noktası yok. Bu da albümün zayıf noktalarından bir başkası olarak görülebilir.

Albümün en uzun parçası, altı dakika on bir saniye uzunluğundaki dokuzuncu parça “Sunday Rain”. Parçanın girişi, Lynyrd Skynyrd’ın yazacağı türden bir “Southern Rock” parçasının introsu şeklinde. Parçanın devamında ise Dave ve arkadaşları efekt pedalları ile gözlem halletmeye bu parçada da devam ediyor. Gene bu işte ne kadar başarı göstermiş oldukları münakaşaya açık. Şarkıyı birkaç kez dinleyince Jazz esintilerini fark edebilirsiniz. Bilhassa de en sondaki şarkıdan tamamen bağımsız Jazz piyanolu çıkış bu görüş için en mühim kanıt. Hem de şarkının bu şekilde bitmesi, “Foo Fighters bu albümde başını dinledikten sonrasında iyi mi biteceğini tahmin ettiğimiz parçalar ile karşımıza çıkmak istemiyor.” hipotezimizi de doğrular özellikte.

Sıradaki parça “The Line”. Aslına bakarsak albümün üçüncü single’ı idi fakat ondan en başta bahsetmememizin sebebi şu;

Eğer sanatçı bir albüm için ikiden fazla single çıkarıyorsa son çıkan single’ın ya da single’ların aslına bakarsak pek  de single olmak için değil, albümün çıkışına ortam hazırlamak için çıkıyor olması. Parça kesinlikle başarısız ya da fena değil; hoş ve melodik bir havası var, fakat buna benzer bir parçayı dört tane lise arkadaşı da yazabilirdi. Dave’in ve arkadaşlarının single’ı olacak kaliteye ulaşabilmiş bir parça şeklinde değil. Bu parçanın yerine “Dirty Water” single olsa daha mantıklı bir karar vermiş olabilirlerdi.

Albüm, adını almış olduğu parça ya da başka bir deyişle “Title-track” ile bitiyor. Bir “Doom Metal” parçası şeklinde süregelen şarkı bir süre sonrasında geri vokallerle gene bir opera rock parçası havasına giriyor ve başından beri albüm için kullandığımız “bipolar” benzetmesine tam olarak uygun bir hal alıyor. Bu albümü bitirmek için oldukça uyun bir parça olsa da parça süresince bir şeylerin yanlış olduğu hissine kapılıyor insan. Şarkı tüm albümün bir başka özeti şeklinde fakat oldukça başarı göstermiş olduğu söylenemez. “T-Shirt”ün bir buçuk dakikada yaptığını, bu parça beş buçuk dakikada ne yazık ki başaramıyor. Aslına bakarsanız Spotify’da da albümün içinden minimum dinlenen parça “Concrete And Gold” olmuş.

Netice olarak başından beri dediğimiz şeklinde Foo Fighters bu albümde bir şeyleri değişiklik yapmak istemiş, bu oldukça açık. Daha tahmin edilemez, daha müzikal olarak başarı göstermiş parçalar yazmak istemişler. Bunu “Run” ve “Dirty Water” şeklinde parçalarda başarmış olsalar da tüm parçalarda başardıklarını söylemek ne yazık ki imkânsız. Akustik gitar ve değişik efekt pedallarının kullanımı önceki albümlere bakılırsa kesinlikle artmış. Akustik gitar için genel olarak başarı göstermiş bir girişim olmuş yorumu yapabilsek de efektler için aynı derecede bir başarıya ulaşmış olduklarını söyleyemeyiz. Albüm genel olarak Sonic Highways’te düşen limiti yükseltiyor olsa da bir “The Color And The Shape” ya da “Wasting Light” seviyesine de ulaşabilmiş değil. Foo’lar bu albümde önceki iki albümdeki şeklinde kayıt aşamasında bir değişikliğe gitmediler bir ihtimal, fakat bu sefer müziğin kendisinde bu değişime gitmeyi denemişler. Bu mevzuda mutlak bir başarıdan söz edemesek de kati bir başarısızlık da söz mevzusu değil. Fakat eğer değişik bir ”Sound” istiyorlarsa derslerini, bir sonraki albüm için daha iyi emekleri gerekiyor.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir